Ortadoğunun kalbinden tekrar merhaba.. 3 hafta önce Kudüs’teki Eski Şehir’in surlarını, sokaklarını, dükkanlarını ziyaret ettik. 4 bölümden oluşan Eski Kudüs Şehri’nin en büyük bölümünü oluşturan Müslüman bölümündeydik ve oradaki en kutsal yapı olan Mescid’i Aksa’da. Geçen hafta Hristiyan bölümünün havasını soluduk, Çile Yolu’nda yürüdük Kutsal Kabir Kilisesi’nde dolaştık.
Bugün ise 3 semavi dinin üçüncüsünde, Yahudiler için dünya üzerindeki en kutsal yer olan Ağlama Duvarı’ndayız. Ağlama Duvarı, Burak Duvarı, Batı Duvarı…

Yine bir yapının her bir din mensubu tarafından farklı şekillerde isimlendiğini görüyoruz. Çünkü her bir din mensubu için ayrı anlamlar ifade ediyor.
Hatırlarsanız Hz. Muhammed’in (Sav) göğe yükseldiği Muallak Taşı için de , Hz. Isa’nın üzerinde çarmıha gerildiği Golgota Kayası için de durum böyleydi.
Bütün peygamberlerin bu topraklardan geçtiği ve binlerce yıl öncesinde burada sadece Eski Kudüs Şehri (Old City) olduğu için her peygamber her taşta bir iz bırakıp göçmüş. Geride kalan bizlere de bu izlere sahip çıkmak düşmüş.
Bu topraklarda tüm dünyanın gözü olması hiç de tesadüf değil. İlk bakışta her bina, her yapı, her sokak birbirinin aynısı gibi geliyor. İnsan bitmek tükenmek bilmeyen bu kavganın sebebini sorguluyor. Gerçekten bu kavga bu taştan topraktan oluşmuş basit görünümlü kent için mi ?
Sonra bakmakla görmek arasındaki farkı keşfediyorsunuz. Bir taş parçasının, sadece bir taş parçasından ibaret olmadığını.. Ona yüklediğimiz anlamlarla o taşın hayat bulduğunu fark ediyorsunuz. Bir taş parçası bazen bir Yahudi’nin toprağa gömdüğü çok sevdiği birinin anısını, bazen bir ülkenin kurtuluş mücadelesini, bazen de tüm benliğiyle inandığı varoluş sebebini simgeliyordu. Şimdi bakalım Ağlama Duvarındaki her taş kim için ne ifade ediyor..
Ağlama Duvarı Yahudiler’in dünya üzerindeki en önemli ve en kutsal yapısı. İsminin Ağlama Duvarı olmasının sebebi kutsal mabetleri olarak gördükleri tapınaktan kalan tek izin burası olmasından kaynaklanıyor.

Süleyman Peygamber büyük bir ibadethane yaptırmak ister. Kadın erkek genç yaşlı herkes 11 yıl boyunca çalışarak Süleyman Tapınağı’nı yapar. Süleyman Peygamber Tapınak tamamlanınca şu sözleri söyler.’ Bu Tapınak kıyamete kadar ayakta kalsın.’ M.Ö 586 yılında Babil Kralı Nebukadnezar tarafından Yahudilerin bu 1.Tapınağı (Süleyman Mabedi) yıkılıyor. Daha sonra Hirodes M.Ö. 20 yılında mabedi tekrar inşa ediyor ve 2.Tapınak kuruluyor. M.S. 70 yılında ise Roma İmparatoru Titus 2.Tapınağı yıkıyor. İşte Yahudiler bu tapınaklardan geriye kalan tek yapının bu duvar olduğuna inanıyorlar ve tapınaklarının yıkılmış olmasına ağlıyorlar.
Bu duvarda çok ilginç bir şekilde en sıcak havalarda bile duvardaki nem hiç buharlaşmadığı, sürekli ıslak kaldığı için, bu duvarın Ağlama Duvarı ismini aldığını düşünenler de var.

Uzunluğu 485 metre olan Ağlama Duvarı, yüksekliği toprak seviyesinden itibaren 18 metre olup her bir büyük taşın ağırlığının 100 ton olduğu biliniyor. Fotoğrafa dikkat ederseniz yukarı kısımda küçük taşlar aşağı kısımda büyük taşlar bulunuyor. Şimdi bunun sebebine bakalım. Kudüs Osmanlı hakimiyetindeyken Yahudiler Kanuni Sultan Süleyman’ın yanına gelerek yıkılan tapınaklarının olduğu yerde ibadet etmek istediklerini söylüyorlar. Kanuni Sultan Süleyman buna izin veriyor. Kanuni Sultan Süleyman izin verene kadar Yahudiler Zeytinyağı’ndaki Yahudi mezarlıklarının bulunduğu bölgede ibadet ediyorlardı. O zamanlar bu duvar yukarıda görünen küçük taşların seviyesindeydi. Bu döneme ait çok ilginç bir bilgi daha var. Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan bu duvarı tamir ediyor.
1967 yılında İsrailliler burayı ele geçirince toprağı kazıyorlar ve bu yüksek duvarı ortaya çıkartıp kendilerine ibadet alanı oluşturuyorlar. Bu toprağın kazılmadan önce bulunduğu alanda Morakanlar ( Farslıların ) Köyü bulunuyor. Çok sert bir yapıya sahip olan Morakanları buraya Selahaddin Eyyübi, burada meydana gelebilecek sıkıntılara engel olsunlar diye yerleştiriyor. Fakat 1967’ye kadar burada varlığını sürdürüyor. 1967 yılında buradaki evler yıkılarak Yahudilerin ibadethanesi olan bu alan oluşturuluyor.


Müslümanlar bu duvara Burak Duvarı der çünkü Hz. Muhammed (Sav)’in miraç gecesi buraya gelip Burak bineğini bağladığı duvar bu duvardır. Yahudiler yıkılan tapınaklarının batı tarafını oluşturduğunu düşündükleri için bu duvara Batı Duvarı diyorlar. Hristiyanlar için de önemli bir özelliği var bu duvarın. Hristiyanlar buranın Hz. Isa’nın Hristiyanlığı yaymaya başladığı yerlerden biri olduğuna inanıyor.
Yahudiler cuma akşamı ile cumartesi akşamı arasındaki süreyi kapsayan Şabat Günlerinde buraya toplanıp ibadet ediyorlar. Onun dışındaki zamanlarda da 24 saat açık olan Ağlama Duvarı’na başında şapka ya da kipalarıyla dua ediyorlar. Şabat günü yabancıların Ağlama Duvarı’nda kalması yasak.

Haremlik selamlık bir şekilde Ağlama Duvarı’nda Yahudiler Tevrat’tan bölümler okuyarak ve sallanarak ibadet ederler. Burada askerler, çocuklar, esnaf, kısaca tüm Yahudi halkı bir araya gelip ibadet ediyor hatta bazen dans ediyorlar. Ağlama Duvarı’ndaki Yahudilerin ibadet ederken sol kollarındaki deri kayış kalbe kadar uzanarak tüm kola sarılıyor. Bunu Allah’a bağlılıklarını ifade etmek için yapıyorlar. Beyaz iç gömleklerinden sallanan ipler de 613 adet telden oluşuyor. Bu da Yahudi inancına göre Tevratta yazan 613 emir ve yasağı temsil ediyor.


Ağlama Duvarı’nın hemen yanında İsrail’in uzun yıllardır “emek verdiği” kazı çalışmaları sonucunda oluşturduğu tünel var. Bu tünelleri görmek için yerin altına iniyoruz.

Tünelin ilk metrelerinde, Süleyman Tapınağı’nın tarihine ilişkin küçük bir sunum yapılıyor. Aslında tünel diye gezilen yer Süleyman Mabedini şehre bağlayan köprünün altı. Yani bu tünelde ilerledikçe köprünün altından Ağlama Duvarının köklerine ulaşıyorsunuz. Burada bulunan eski taşların o dönemde hangi amaçlar için kullanıldığı küçük animasyonlar ile anlatılıyor. İddiaları o ki Ağlama Duvarı Süleyman Tapınağı’nın batı yönü ve bugün Hristiyanlar’ın Hac Yolu Via Dolorosa’da (Çile Yolu), Hz İsa’nın Çarmıha gerildiği Kutsal Kabir Kilisesi’de ve bizim kıymetlimiz Mescidi Aksa’da o dönemki tapınağın içinde kalıyor. Şu an bunun bir kanıtı yok, maketlerle, simülasyonlarla anlatıyorlar. Zaten hikayelerden, mitlerden öte kanıt olsa şüphesiz ki yer yerinden oynardı…
Yahudi Mahallesinde bulunan Yahudiler için çok önemli başka bir yapıya doğru ilerliyoruz.
Davud’un Mezarı

Burası Kudüs’ün kurucusu, Israil’in büyük kralı Davud’un mezarı. Yahudilerin Batı duvarını görmesine izin verilmediği dönemlerde Yahudiler bu yapının tepesindeki avludan Batı Duvarı’nı ve Tapınak Tepesi’ni izlerlermiş.
İsrail Krallığı’nın ilk kralı Saul bir savaşta ölür ve kendi oğlu ile Davut arasında taht kavgası başlar. O dönemin en önemli karakteri Samuel Peygamber Yahudi oğullarından Davud’un kral olması gerektiğini söyler. 7 kardeşten en küçüğü olan Davud daha genç yaşta girdiği savaşlarda çok ön planda olmasıyla ve cesaretiyle tanınıyordu. Ayrıca kendisinin ruhani bir güce sahip olduğu düşünülüyordu. Velhasıl Davud tahta geçiyor. Davud’un Yahudiler için çok kıymetli olmasının sebebi ise başkent olarak gördükleri Kudüs’ü kuran ve Tapınak Tepesi’nin yapılması için bir arazi oluşturan kral olması..
36 yıl boyunca hüküm süren Davud’tan sonra tahta oğlu Süleyman geçiyor ve babasının hayali olan Tapınak Tepesini, Süleyman yaptırıyor. Kısacası Yahudilerin bugün kutsal mabet olarak gördükleri yer Davud’un hazırladığı arazide oğlu Süleyman’ın emriyle yapılıyor.
O dönemde yaşanan taht kavgaları ve isyanlardan Davud’un ailesi de nasibini alıyor. Oğlu Absalom, babası Davud’a isyan ediyor. Düşmanla işbirliği yapan Absalom’u Davud’un ordusu öldürüyor. Bunu “Zeytindagi” yazısından Kidron Vadisi’nde bulunan Absalom mezarından hatırlarsınız. saçlarından ağaca asılan kızıl saçlı Absalom.

Davud’un mezarından ayrıldığımızda yeni bir sürprizle karşılaşıyoruz. Hz. İsa’nın son aksam yemeğini yediği yer ve Meryem’in ölümünü tasvir eden büyük kilise… (The Basilica of the Dormition) Burada her bir sokak yeni bir yolculuğa çıkartıyor insanı.


Burası; İsa’nın son yemeğini yediği dolayısıyla İsa’nın havarilerle toplandığı ve havarilerin üzerine kutsal ruhun indiği yer olması sebebiyle Hristiyanlar için de oldukça kıymetlidir. Hemen yanında gördüğümüz kilise ise Meryem’in yaşadığı ve ebedi uykuya daldığı yer olması sebebiyle birçok Hristiyan tarafından “Kiliselerin Anası” olarak görülür.



Burada önemli bir notu da paylaşalım. Burası Isa döneminden bu yana tekrar tekrar yapılsa da son hali son Alman imparatoru ve Prusya Kralı Willem II tarafından yapılmıştır. 1900 yılında yapımına başlanan kilise 1910 yılında tamamlanmıştır. Tabi o dönem burası Osmanlı toprakları.. Peki nasıl oluyor diye düşünebilirsiniz. “Zeytin Dağı” yazımızda kısaca bahsetmiştik, o dönem Osmanlı imparatorluğu Avrupa’da “Hasta Adam” olarak görülüyor. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupalı Devletler dağılacaklarını düşündükleri Osmanlılardan paylarını almak için birbiriyle yarışıyor. Bunu da kutsal şehir Kudüs’e konsolosluk ve kiliseler dikmek suretiyle yapıyorlar. Örneğin Kudüs’e Britanyalılar 1839’da, Fransa 1843’te, İspanya 1854’te konsolosluk açıyor. Aynı şekilde Zeytin Dağı’nda Dominus Flevit 1891 yılında satın alınan arazi üzerine, Hristiyanlar için en önemli kiliselerden biri olan Mary Magdalen ise 1886 yılında yapılıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün.. İşte “Kiliselerin Anası” olarak atfedilen bu kilise de yine aynı dönemde yapılıyor.
Unutmamak gerek; bu kilise ve Hz İsa’nın son yemeğin yenildiği yer ile Davud’un yaşadığı ve mezarının bulunduğu yer arasında sadece adımlar var. Yahudi çeyreği küçük bir alanda büyük bir dini, kültürel ve siyasi tarih barındırıyor. Burada bulunan bir mezarlık, 2000 yıllık hikayenin arasında; yakın tarihte Yahudiler için çok önemli bir yabancıya, Nazi Almanya’sından, iş adamı olan bir Alman’ın mezarına da ev sahipliği yapıyor, Oskar Schindler.
Film Önerisi: Schindler’s List (Schindler’in Listesi)

Oskar Schindler; Holokost zamanında 1200 Yahudi’nin hayatını kurtararak bir neslin yok olmamasını sağlıyor. Ölümünden hemen önce Kudüs’te tapınak tepesine gömülmeyi vasiyet ediyor. Bugün ismi Yahudiler arasında hala çok değerlidir. Oskar Schindler ismi, Yahudi olamayıp Yahudilerin hayatlarını kurtaranlar listesinin bulunduğu Kudüs’teki “Yad Vaşem” anıtında yer almakta ve kendisi her yıl anılmaktadır.
Haftaya görüşmek üzere, sevgilerimle…

Yorum bırakın