3DİN 3BAYRAM

Ne güzel bir tesadüftür ki bu yıl 3 semavi dinin 3 önemli bayramı da aynı aya denk geldi. Bu yüzden bu tarihi kaydetmek ve bu 3 bayrama bloğumda yer vermek istedim. Burada hep bahsettiğim gibi tüm kültürler inançlar bir arada yaşanıyor.Bunun en güzel örneklerinden birini de Nisan ayının ikinci yarısında yaşıyoruz.Birer sokak arayla farklı kültürel özelliklerde kutlanan bu 3 bayramın her din için de ayrı anlamları var.

MÜSLÜMANLAR’IN RAMAZAN BAYRAMI

Bizim için son derece önemli olan Ramazan ayı ile başlayalım. Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Çünkü kutsal kitabımız Kur’an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Kur’an’da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen “kadir gecesi” yine bu ay içinde kutlanır. Ayrıca İslam’ın temel ibadetlerinden olan oruç da bu ayda tutulur. Bu nedenle Ramazan ayı, Müslümanlar için en kutsal aydır ve ona “on bir ayın sultanı” denilmiştir.

Dünyanın her yerindeki Müslümanlar, mübarek Ramazan ayında sahurdan iftara kadar oruç tutarlar. Oruç,kalplerimize empati kurmayı amaçlar. Toplumun imtiyazsız bireylerinin acılarını ve ıstıraplarını hissetmeye teşvik eder.

Birçok ülkede olduğu gibi Filistin’de de caddeler, sokaklar, evler ve işyerleri ramazanda kandillerle aydınlatılır. Doğu Kudüs’te de eski şehir surlarının dışında bulunan Zehra ve Selahaddin caddeleri, Şam Kapısı başta olmak üzere Mescid-i Aksa’ya çıkan bütün sokaklar kandillerle aydınlatılır.

Şam Kapısı ( Damascus Gate )

Iftar saatinde bütün dükkanlar kapanır sokaklar sessizleşir.Iftardan sonra sabaha kadar açık olan dükkanlar tekrar ışıldar.Sokaklar haraketlenir ve sahur olana kadar insanlar burada vakit geçirirler.Mescidi Aksa her dönem olduğu gibi Ramazan ayında da Müslümanlara ev sahipliği yapar.

Ramazan ayında içimi burkan bir sahne yaşanır Kudüs ‘te. İsrail , ramazan ayı boyunca Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilere her cuma günü Kudüs’e geçiş “izni” verir. Filistin’de doğup büyümüş insanların, işgal sebebiyle Kudüs’e gelemeyişlerini ve şehri hiç tanımayışlarını , özlemlerini gidermek için koşarak Şam Kapısı’ndan Mescidi Aksa’ya gittiklerini içeri girdiklerinde ise özlemle toprağı öptüklerini görürsünüz.

Ramazanın son on gününde, Batı Şeria’dan gelen Müslümanların bazıları geri dönmeyerek Mescid-i Aksa’da itikâfa girerler. Son dönemde Yahudilerin ramazan ayında da Aksa’ya yönelik ihlalleri devam ettiği için genelde son on gün Aksa’da, Filistinliler ve İsrail polisi arasında gerginlik yaşanır.

Ramazanın en kalabalık ve şenlikli anları, Kadir Gecesi’dir Kudüs’te. Mescid-i Aksa’nın tüm alanı tıklım tıklımdır. Herkes duaya, niyaza, ibadete durmuştur. Ve sonrasında bayram gelir, mübarek kılınan yere.

Kudüs’te ramazan başkadır. İşgale ve sıkıntılara rağmen, ramazan bir bahar esintisi gibi gelir Kudüs’te, bayrama kadar bambaşka bir zaman yaşatır Kudüslülere…

Ramazan ayının bitiminde 3 gün boyunca Ramazan Bayramı kutlanır.Ramazan ayı boyunca nefsini kontrol etmeyi ve şükretmeyi öğrenen insanlar, Ramazan ayından sonra gelen bayramda ise yoksullara bolca yardım eder ve hem kendisine hem de evinin temizliğine özen gösterir. Bu bayramda insanlar birbirlerini ziyaret ederek aradaki bağı daha da güçlendirmeye çalışır.

YAHUDİLERİN PESAH (HAMURSUZ) BAYRAMI

İbrani takvimine göre Nisan ayının 15. günü kutlanmaya başlanan ve sekiz gün süren Pesah, Yahudi halkının yaklaşık 3300 yıl evvel Mısır’da esaretten kurtulmasını hatırlamak ve gelecek nesillere anlatmak için kutlanır.

Mısır’dan kaçış hikayesini hatırlayalım.Efsaneyi dinlemeye ; binlerce yıl öncesine gidiyoruz.

Mısır Firavunu Yahudileri köle olarak çalıştırıyordu Firavun Yahudilere zulm etmesinin yanında ilk doğan erkek çocuklarının da öldürülmesi emrini vermişti.Amram’ın oğlu olarak dünyaya gelen Musa ( Moşe ) ‘yı annesi bir sepet içerisinde Nil Nehri’ne bırakmak zorunda kaldı.

Bereketli Nil Nehri bir emanet taşıyordu. Sakin sular sepeti yavaş yavaş nehrin kıyısındaki Firavun Sarayı’nın önüne getirdi ve ağaçların arasında görünür bir yerde durdurdu. Birileri onu fark etmişti. Koştular ve kucaklarına alarak Firavun’un karısı Âsiye’ye getirdiler.Musa burada büyüdü.

Musa büyüdüğünde bir gün Hosev Dagı’nda ateş halinde sönmeyen bir çalılık gördü.Orada Tanrı Musa’ya seslendi ve milletini Mısır Topraklarından çıkartmak için toplamasını buyurdu.Musa halkını topladı ve onları götürmek üzere Firavun’dan izin istedi.Firavun Tanr’ıya inanmadığı için izin vermedi.Bunun üzerine Tanrı Musa aracılığıyla Mısır topraklarına 10 felaket getirdi.Bu felaketler ; Nil Nehri’nin kana bulanması , kurbağa istilası, bit salgını , sinek , hayvanlarda salgın hastalık , irinli çıbanlar , dolu yağması, çekirge istilası , karanlık çökmesi , ilk doğanların ölmesi.Bu 10 felaket sırasında İsrailoğulları evlerinin kapılarını kuzu kanıyla boyadı.Bu sayede felaketlerden sadece Firavun’un soyundan olanlar etkilendi. Israiloğulları , Musa liderliğinde 600binden fazla kişi, çöl istikametinde Mısır’ı terk ettiler. Kızıldeniz’e gittiklerinde Musa asası ile denizi ikiye ayırdı ve kavmi ile birlikte karşıya geçtiler. Firavun ve ordusu arkalarından onları takip ediyordu.Musa asası ile denizi kapattı ve Firavun ordusu ile Kızıldeniz’de boğuldu.

İsrailoğulları 40 yıl boyunca Musa liderliğinde yerleşecek bir alan aradı.Ve en sonunda Sina Dağı ‘nın eteklerine geldiler.Burada Musa Sina Dağı’na çıktı ve iki tablet şeklinde 10 emir ile birlikte geri döndü.10 emirden sonra Musa Tanrı’nın emri ile Pesah ( Fısıh ) Bayramını ortaya çıkardı.

Old City

Yahudiler Pesah öncesinde evlerini temizlerler ve mayalı her yiyecek ve içeceği atarlar.Hatta bazı Yahudi toplulukları biraraya gelip bu malzemeleri yakarlar.

Yahudiler Pesah’ın ilk iki gecesi evlerinde Seder Sofrası kurarlar. Seder’de, aile bir araya toplanır, Pesah hikâyesi okunur, dört kadeh şarap içilir, matsa, marul gibi sembolik yiyecekler yenir. Bu yiyecekler:

a.)    Matsa: Hem köleliği hem de özgürlüğü temsil eder. Yahudilerin atalarının Mısır’da ağır işlerde çalıştırıldıkları zaman kendilerine hamurun mayalanması için bile zaman tanınmazmış. Bu yüzden ekmekler mayalanmamış halde pişirilirmiş. Mısır’dan çıkış da çok hızlı olduğundan hamurun mayalanmasına vakit olmamış. Bu yüzden Hamursuz – matsa,Yahudiler için hem köleliği hem de özgürlüğü temsil ediyor

b.)Maror – Acı otlar: Geçmişte Yahudilerin atalarının yaşadığı acı olayları temsil eder.

c.) Karpas – Kereviz yaprağı: Yahudilerin atalarının ağlayışlarını  hatırlamak için gözyaşlarını simgeleyen sirkeye batırılarak yenen bir başlangıç ürünü.

d.)Haroset: Siyah kuru üzüm veya elma, hurma, tarçın karışımı ile hazırlanan tatlı bir karışımdır. Görüntü olarak çamura benzer ve kölelik yıllarında çamur içinde çalışmak zorunda kalan Yahudileri  ve yaptıkları inşaat harcını hatırlatır.

e.)Zeroa – Yanmış kuzu kolu: Kudüs’teki eski tapınak Bet-Amikdaş’da yapılan eski kurbanların anısına yapılır.

Mısır’dan acil çıkış nedeniyle halkın hamurlarını mayalayamadan fırınlamak zorunda kalmış olmaları anısına Pesah bayramı süresince sekiz gün boyunca mayalı hamur ürünleri yenmediği gibi bu tür gıda malzemelerinin ev ve çalışılan yerlerde bulundurulması dini kurallar gereğince yasaktır. Israil’de bu hafta boyunca yahudi marketlerinde unlu ürünler satın almanız yasak bu yüzden burada yaşayan veya yaşayacak olan arkadaşlarım bu haftadan önce ekmek un maya stoğu yapmalı 😊

HRİSTİYANLARIN PASKALYA BAYRAMI

Paskalya Bayramı, Hristiyanlık’ta en eski ve en önemli bayram olarak kabul edilmektir.  Paskalya Bayramı’nda İsa’nın çarmıha gerildikten sonra 3. Günde dirilişi kutlanır.Paskalya Bayramı Mart ve Nisan aylarında kutlanmaktadır ve tarihi her yıl değişir. Her yıl baharın farklı aylarında pazar günü kutlanan Paskalya, iyiliğin, kötülüğün üzerindeki zaferini ve öldürülen Hazreti İsa’nın dirilişini simgeliyor.

Hıristiyanlar, ilk zamanlar kendileri açısından çok önemli olan “Hz. İsa’nın dirilişini” her Pazar günü kutlarlardı. Kilise teşkilatının yerleşmeye başladığı sırada kiliselerde yılda bir kez olmak üzere özel bir Paskalya günü kabul edildi.

Hangi Hıristiyan mezhebinden olursa olsun bütün hacılar Hz. İsa’nın yeniden dirilişini kutlamak için Kudüs’e gelirler. Bu kutlamalar, onları tek bir gelenekle birbirlerine bağlayan ve saran bir bağ gibidir.

Paskalya Bayramı’nda evlerde özel Paskalya çöreği yapılır; haşlanmış yumurtalar boyanır; mumlar yakılır; dualar okunur.

Katolik Kiliseleri’nde, Paskalya gecesi ayininde yeni ateş kutsanır, Paskalya mumu yakılır; Kitabı Mukaddes’ten bölümler okunur, vaftiz törenleri yapılır.

Ayrıca dünyanın dört bir yanından gelen Hristiyan hacılar Paskalya arefesinde Via Dolorosa (Çile Yolu) dan başlayarak Kutsal Kabir Kilisesi’ne kadar yürürler.Kutsal Kabir Kilisesi’nde sabahlayarak ertesi günü yapılacak tören için yerlerini alırlar.

Via Dolorosa

Kudüs’te yapılan paskalya kutlamalarının icra biçimini, editörlüğünü ünlü tarihçi Ninian Smart’ın yaptığı, “Dünya Dinleri” (Orijinal adı: Religions of the World) serisinin Brian Wilson tarafından kaleme alınmış olan “Christianity” (Hıristiyanlık) cildinin “Easter in Jerusalem” (Kudüs’te Paskalya) bölümünden aktarıyorum.

“Hıristiyan hacılar bu kutsal günü yaşamak için Rusya, Yunanistan, A.B.D. ve Türkiye gibi ülkelerden Kudüs ‘e gelirler ve kutsal mezarın bulunduğu Kutsal Kabir Kilisesi’ndeki ateş töreni için yer konusunda en iyi avantajı temin amacıyla gece boyunca kamp yaparlar. Ertesi günü kapı açıldığında içerdeki küçük kilise etrafında toplanırlar. Kabrin bekçisi olan Müslüman görevliler sabah saat 11’de kiliseye girerek lambaları söndürür, kilisedeki kandilleri yakarlar. Daha sonra da kilise’de bulunan kibrit-çakmak türünden ateş yakmayı sağlayan her şey ortadan kaldırılır. Kiliseye açılan kapılar balmumuyla mühürlenir ve gelecek olan Yunan Ortodoks Patriği ve heyeti beklenir.
Patrik ve heyeti iki saat sonra kiliseye girer ve mezarın küçük kilisesinin etrafında yelkovanın hareketinin akışının tersi istikametinde üç kez dolanarak mühürlü kapının önünde durur. O anda bütün ışıklar (kandiller) söndürülerek bina karanlığa gömülür. Patriğe dış elbisesini çıkarması için yardım edilir. Daha sonra kendisine eşlik eden kimseler tarafından kibrit veya çakmak taşımadığını topluluğa kanıtlamak için nazikçe kontrol edilir. Bu noktada Ermeni Ortodoks Patriği görülür. O ve Yunan Ortodoks patriği birlikte kapı üzerindeki mührü kırarak küçük kiliseye girer ve kapıyı arkadan kapatırlar.
Kilisedekiler karanlık içerisinde sessizce bir birkaç dakika bekler. Sonunda kilisenin her iki yanına açılan boşluklardan dışarıya sızan hafif bir ışık görülür. Tam o anda Yunan Ortodoks Patriği aniden yanan bir meşaleyi kilisenin bir camından dışarı çıkarır. İnanışa göre o, Cennetten kilise içine Allah tarafından gönderilmiş özel bir ateştir ve bu olay, ölümden sonra Hz. İsa’nın dirilişinin sembolik anlatımıdır. Kalabalık “Allah merhamet sahibidir, affedicidir” (Kyrie Eleison) diye haykırır. Önce düzenli tören alayı bir ışık demeti olan her biri Hz. İsa’nın hayatının bir yılını temsil eden 33 beyaz mumu havaya kaldırır. Bundan sonra herkes kendi mumlarını kutsal ateşe doğru dalgalandırırlar. Meşale alayı kilisenin dışına avluya çıkarak ilerler ve ışık avluya yayılır. Öyle ki, alev onların yüzlerini örter ve bu, kutsal ateşin vücudu yakmadığına delildir. Yunan Ortodoks Patriği kutsal ateşi yukarda asılı kandilleri yakmak için Hz. İsa’nın doğduğuna inanılan yer olan güney Beytlehem’e (Beytülahm) bizzat taşır.”

Bu bayramların bir arada yaşandığı tüm kültürlerin iç içe geçtiği Kudüs ‘te barış ortamı sağlanması gerekirken yine bu sene de çatışmalar ve tartışmalarla geçti bitti. Umuyorum ki bir gün herkes büyük bir hoşgörü ve saygıyla birbirinin özel günlerini canı gönülden kutlayabilir.

Sevgiler..

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑