AKKO

Arapların , Yahudilerin Hristiyanların , Dürzilerin ve Bahailerin mistik evi Akko , Akdeniz kıyısında binlerce yıldır yaşayan bir şehir. Akka , Akko ,Acre… Yine tek bir yer ve farklı isimler..Ben en çok Akko demeyi sevdim bu yüzden de yazı boyunca Akko’yu kullanacağım.

“Antakya’dan Gazze’ye kadar Suriye kıyısındaki tüm şehirler arasında Acre’dekiler kadar olaylı kroniklere sahip başka bir şehir yoktur ve tüm ülkenin kaderi üzerinde doğrudan etkisi bu kadar büyük olan başka bir şehir daha yoktur.”

Laurance Oliphant,1882

Akko , çok yönlü bir tarihe sahip olan dünyanın en eski şehirlerinden biri. İskandinav şehrinin Akdeniz kıyısındaki otantik özelliklerini kaybetmemekle birlikte, cesur tapınakçıların ve güçlü Osmanlı İmparatorluğu’nun ruhunun sırlarını saklıyor.

Romalılar, Osmanlılar, Haçlılar, Memlükler, Bizanslılar ve İngilizler tarafından şekillendirilmiş bir şehir olduğu için her sokakta birbirinden farklı kültürlere şahit oluyorsunuz.

Sürprizlerle dolu bu tarihi şehri gezerken hangi ülkede ve zamanda olduğumuza dair zihnim karışıyor. 1200’lü yıllarda Haçlılar’ın yer altı tünellerinde şövalyelerin gizli geçitlerinde yürüyoruz.Bu geçitlerin son bulduğu yerde 1800’lü yıllardan kalma Osmanlı Dönemi’nde yapılmış Türk Hamam’ını görüyoruz.İlerleyip dar sokaklarda sanat eserlerinin çağdaş örneklerine rastlıyoruz ve biraz ileride 1700’lü yıllardan kalma sinagogdan camiye , camiden tekrar sinagoga çevrilen Ramchal Sinagog’undan çıkan Yahudilere denk geliyoruz.Hemen yanında Akko’yu Napolyon’a yar etmeyen Cezzar Ahmed Paşa’nın adına yapılmış olan Camii’de Türk rokoko mimarisine şahit oluyoruz.. Hepsini birarada yaşamak inanılmaz bir deneyim.

Eski Akko Şehri, Haçlı kasabasının kalıntılarının tanınmasıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir. Bu kalıntılara hem sokaklarda yürürken hem de yer altındaki tünel ve geçitlerde dolaşırken şahit oluyorsunuz. Aynı zamanda Akko , Osmanlı surlarıyla çevrili çok az sayıdaki şehirlerden biri.Surların içerisinde bugüne kadar korunmuş kaleleri, camileri, hanları ve hamamları bulunuyor.

Turumuza Akko Liman’ından başlıyoruz .

Akko limanı ; Renkli yerel balıkçı teknelerine ve yatlara ev sahipliği yapan , klasik çağdan orta çağa kadar yoğun ve önemli bir limandı. Haçlılar döneminde, bazen seksen kadar gemi tarafından işgal edilebilirdi. O limandan geriye sadece bu küçük, sakin balıkçı limanı kaldı. Buradan Akdeniz’e çıkmak için bir turist teknesine atlayabilir ve Ortadoğu’nun kalbinde Akdeniz esintisini hissedebilirsiniz.

Biz tekne turunu akşam yapmaya karar verdik. Gündüz açık olan müzeleri ve tarihi yapıları gezmek için devam ediyoruz.

The knights hall ( hospitaller) ; Şövalyeler Krallığı denilen bu yapı Akko’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri.

Bu yapıya girmek için önce bir bahçeden geçiyorsunuz.Bahçenin adı ” Büyülü Bahçe”.Tam da adı gibi bu büyülü bahçede biraz vakit geçirip Şövalyeler Krallığı’na geçiyoruz.

Şövalyeler Krallığı’nın krokisi

Büyük bir salondayız. Haçlılar dönemine ait eserler bu salonda sergileniyor.Duvarlara yansıtılan görsel efektler ise sizi sanki o dönemde yaşıyormuşsunuz gibi hissettiriyor.Bir yandan şövalyelerin atlarının ve zırhlarının sesini duyarken diğer yandan bir ölüm seremonisine şahit oluyorsunuz.Duvarlara yansıtılanlar Haçlı Seferleri’nin hikayesini anlatıyor ve çeşitli dönemlerle ilgili geniş tarihsel bilgiler sunuyor.

Büyük salondayız.Burası Haçlıların yemek salonu.Adına Güzel Salon diyorlar.

Güzel Salon

Şövalyeler Krallığı’nda gezerken yüksek sütunların arasında bir sergiye rastlıyoruz.Israil’in ünlü ressamı Avshalom Okashi’nin orjinal eserleri yıl boyunca burada sergileniyor.

Okashi Museum of Modern Art

The templars tunnel; Bu ürkütücü Haçlı Tüneli, Akko’nun en ilgi çekici turistik yerlerinden bir tanesi. 1994 yılında yerel bir tesisatçı tarafından keşfedilmiş. Yeraltı geçidi, limanı bir Tapınak Şövalyesi sarayına bağlıyor ve saldırı durumunda denize gizli bir kaçış yolu sağlamak için oluşturulmuş. Bugün, HaHagana Caddesi’nden Khan al-Umdan’a kadar uzanıyor ve Haçlı mimarisine büyüleyici bir bakış sunuyor.

The Templars Tunnel

Tünelden çıkıp Akko sokaklarında gezmeye başlıyoruz ve karşımızda Türk Hamamı diğer bir adı Paşa Hamamı.

Türk hamamı; “Hamam el-Başa” 18. yüzyılın sonlarında Akko Valisi Cazzar Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Hükümdarlığı sırasında Cezzar Ahmed Paşa , şehri birçok ve çeşitli şekillerde ilerletmek için çabaladı. Başarıları arasında kuyu suyunu şehre götüren su kemeri, limanda güvenli yanaşma için mendirek ve Akko’nun en büyük camisi Khan el-Umdan, lüks sarayı ve tabii ki Türk hamamı gibi önemli yapılar yer alıyor. Türk hamamı ses ve ışık gösterileriyle yaşayan bir tarihe dönüştürülmüş. Osmanlı döneminde zengin ve nüfuzlu kişilerin sosyal mekânı olan hamamın çarpıcı ses ve ışık performansı bu eşsiz ortama hayat veriyor.

Turkish Hammam – Akko

3 din burada da birarada.Cezzar Cami , Rum Ortodoks Kilisesi ve Ramhal Sinagog..

Cezzar cami; Cezzar Ahmed Paşa’nın karşısında ilk yenilgisini yaşayan Napolyon: “Akko’da durdurulmasaydım, bütün Doğu’yu ele geçirebilirdim!” sözünü burada söylemiştir. Cezzar Ahmed Paşa ise 1804’te ölümüne kadar Akko Beylerbeyliği görevini yürütmüştür.Çeyrek yüzyılı aşkın bir süre tam bir egemenlik kuran Cezzar Paşa Akko’da kendi adında rokoko mimarisinin çok güzel bir örneği olan bu camiyi yaptırıyor. İçeride Hz.Muhammed’in(sav) sakalından parçalar bulunuyor.Sadece ramazan ayının 28.gününde gösteriliyor.

Cezzar Ahmed Pasa Cami

Rum Ortodoks Kilisesi ; Osmanlı döneminde Akko’da kurulan ilk Hıristiyan ibadethanesi olarak kabul ediliyor.Kilise 1545 yılında inşa edilmiş ve o zamandan beri Yunan-Ortodoks Hristiyan sakinleri ve turistler için bir buluşma yeri olarak hizmet vermiştir. 1631’de Akko şehrini ziyaret eden keşiş Eugene Roja, Rum Ortodoks Kilisesi hakkında bir şeyler yazmıştır, bu yüzden şehirdeki en eski kiliselerden biri olduğuna inanılmaktadır.

Ramhal sinagog ; Osmanlı Dönemi’nden kalma çok eski bir yapı olan bu Sinagog Italya’dan Akko’ya gelen Haham Ramhal adına yapılıyor.

Turkish Bazaar; Akko’nun eski semtindeki Türk Çarşısındayız.

Turkish Bazaar

Akko’nun ana pazar caddesi, sokak alışverişi için bir zevktir. Balık, meyve ve sebze gibi taze ürünler ; Falafel, Baklava ve Humus gibi geleneksel Arap sokak yemekleri ve her türden diğer küçük dükkanlar burada bulunuyor.Sokaktaki en ünlü yerlerden biri, birçok kişi tarafından İsrail’deki en iyi Humusu olarak derecelendirilen Humus Said’dir. Tadı gerçekten nefis. Yolunuz Akko’ya düşerse deneyin derim.

Humus Said

Akko’nun ara sokaklarına doğru ilerliyoruz.Bu “arka sokaklara” çok zaman verin. Her köşede bambaşka sanat eserleriyle şaşkınlığınızı katlayacaksınız. Yer tarifi vermiyorum, kaybolun ki bulabilesiniz😊

Ayrıca burada yüzmek için güzel bir plaj da buluynuyor.Akko Plajı olarak da bilinen Argaman Plajı Akko’ya yaz sezonunda gelmek için iyi bir sebep.

Burada son olarak Bahailerden bahsetmek istiyorum.

1817 yılında Tahran’da bir vezirin oğlu olarak dünyaya gelen Bahaullah 1863 yılında Bağdat ‘ta peygamberliğini ilan ederek Bahai dinini kuruyor. Bu hareketinin çok tepki toplaması sebebiyle Bahai topluluğu ile birlikte Akko’ya sürgüne gönderiliyor.Bu sebeple Akko, Bahai dini geleneğinde çok önemli bir yer.Bahaullah Akko’da ölüyor ve mezarının bulunduğu yer Akko’da Al- Bahja makamında. Asıl daha etkileyici bir yapı ise Akko’ya 25 km uzaklıktaki Hayfa’da bulunan Bahai Bahçeleri.

Bahai Bahçeleri – Hayfa

Akko yolculuğumuz burada son buluyor. Akko’yu tam bir özgürlük ve romantik atmosferiyle hatırlayacağım.. Haftaya görüşmek dileğiyle..

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑