
Bu hafta Israil’in güneyinde Ölü Deniz yakınında bulunan ‘Masada’ dayız.
Masada ibranicede ‘kale’ demek. Gerçekten de gökyüzüne yakın bir yerlerde bir kale burası. Ölü Deniz ‘den 400 metre yükseklikte bulunan bu tepe tam bir savunma kalesi olarak inşa edilmiş.

İlk olarak içeriye girdiğimizde Masada’ya ait kısa bilgilerin ve o dönemden günümüze kadar gelmeyi başarabilmiş arkeolojik kalıntıların bulunduğu bir sergi alanındayız. Tablolarda Masada’nın resimlerini görüyoruz. Çok dik bir dağ ve tepesinde bir kale.. Intihar hikayesini dinlemeye başlayınca da iyice tüylerim diken diken oluyor ve biran evvel Masada’ya çıkmak için sabırsızlanıyorum.



Teleferik ile yukarı çıkıyoruz. Burada farklı bilet opsiyonlari bulunuyor. Isteyen gidiş dönüş olarak , isteyen tek gidiş olarak seçim yapabiliyor. Biz gidiş dönüş olmak üzere biletimizi alıp teleferiğe geçiyoruz . Kısa sürede Masada’dayız.

İnanılmaz bir manzara bizi karşılıyor. Burayı kale olarak seçmeleri hiç şaşırtıcı değil. Çünkü her yeri avcunuzun içi gibi açık ve net bir şekilde görebiliyorsunuz. Yahudiler burada her şeyiyle bir dünya kurmuşlar ve yıllarca yaşamışlar. Sularını muhafaze edebilmişler , bitkilerini yetiştirebilmişler ve ibadethane kurup ibadet edebilmişler.En sonunda da buradaki özgürlüklerini esarete değişmeyerek yaşamlarına son vermişler.

Şimdi Masada’nın ne zaman , nasıl ve kim tarafından kurulduğuna bakalım. Sonrasında da hikayesini dinleyelim..
Masada ‘da görülen en eski kale baş rahip Jonathan tarafından M.Ö. 103 -76 yılları arasında inşa edilmiş.

M.Ö. 37 – M.S. 4 yılları arasında bölgeyi yöneten Kral Hirodes buranın stratejik öneminin farkına vararak , burayı düşmanlarına karşı bir kale ve aynı zamanda kendisinin kışlık sarayı olarak inşa ettirdi. Burası deniz seviyesinin altında olduğu için yıl boyunca ortalama sıcaklık oldukça yüksek. Bu sebeple yaşam koşullarını burada hazırlamak çok da güç olmamış. Hirodes buraya kiler , misafir odaları ve su sarnıcı gibi yapılar inşa ettirdi.



Hirodes öldükten sonra Romalılar buraya bir garnizon kurdular. M.S. 66 yılında Yahudiler Romalılara karşı büyük bir isyan başlattılar ve isyanın sonunda Masada’yı ele geçirdiler.
M.S. 70 yılında ise Romalılar Kudüs ‘ü tamamen aldığında, Kudüs ‘te bulunan son isyancılar da Masada’ya yerleşti. Buraya yerleşen son isyancılar “Mikhev” ( Yahudilerin ritüel banyosu) denilen banyoları inşa ediyorlar ve burada bir de sinagog yapıyorlar.Bu Sinagog da Yahudiler’in tek ibadet yerlerinin 2.Tapınak olmadığını da gösteriyor.

Daha sonra M.S. 73-74 yıllarında Romalılar 8000 kişilik bir birlikle Masada’yı kuşatıyor. Bu kuşatma aylar sürüyor. Burada yaşayan 960 Yahudi , Romalıların Masada’yı ele geçireceğini anlayınca teslim olmak yerine intihar etmeyi tercih ediyorlar.
Masada’daki Yahudiler , aralarından silah kullanmayı bilen 10 kişiyi kendilerini öldürmeleri için görevlendiriyorlar. Bu 10 kişi , 2’si kadın 5’i çocuk hariç kalan herkesi öldürüyor. En son da bu 10 kişi birbirini öldürüyor.
Romalılar Masada’ya geldiğinde gördüğü cesetler karşısında şaşkına dönüyor. Kalan 2 kadın ve 5 çocuğu buluyorlar. Geriye kalan bu 7 kişi işte bu hikayeyi günümüze taşıyor.
Bu olay 2000 yıl öncesinde yaşanmasına rağmen buradaki yapılar 1800’lü yılların başlarında keşfediliyor. Günümüze kadar uzanan süreçlerde de farklı tarihlerde farklı yapılar keşfediliyor.

Masada , 2001 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’ne ekleniyor.
Masada Romalılara karşı Yahudilerin özgürlükleri için savaştıkları son kalesiydi. Masada’daki mücadele hem Yahudiler’in hem de insanlığın baskıdan kurtulmak için verdiği sürekli mücadeleyi sembolize etmektedir.
Bugün Israilliler Masada’yı direniş sembolü olarak görüyorlar. Her yıl askerler ve okul çağındaki gençler burayı ziyaret ederek intihar eden atalarını anıyorlar.
Masada yolculuğumuz burada son buluyor.Haftaya görüşmek dileğiyle. Sevgilerimle..

Yorum bırakın