Bu hafta Israil ve Filistin arasında örülen duvarlar hakkında bir post oluşturmak istedim. Bu duvar yüzünden Filistinliler başta Kudüs olmak üzere diğer bölgelere geçemiyor. Bu duvar her bir Filistin şehirini izole yaşamaya mahkum ediyor. Ben ağırlıklı olarak Kudüs’ü Betlehem’den ayıran ve beni en çok etkileyen duvarın hikayelerini paylaşacağım. Özellikle Hristiyan alemi için çok önemli bir yer olan Betlehem şehrini önümüzdeki haftalarda ayrıca ele alacağım.

Betlehem’deki Duvara her gelişimde çok farklı şeyler hissediyorum. İnsanlar arasında bi ayrım oluşturması bir yana iki duvar arasında geçiş yaparken zamanda yolculuk yapıyor gibiyim. İsrail tarafında gayet modern bir dünya görüyorken, Filistin tarafında adeta onlarca yıl geriye gidiyorsunuz. Bunu tam olarak nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. ‘Zamanda yolculuk’ hislerime tercüme olan bir ifade. Hem bu zamansal geçiş hem de insanlar arasında ayrıma yol açan bu duvar bir çok kişiyi etkilemiş olmalı ki , duvara tepki olarak bir çok grafiti oluşturulmaya başlanmış.

Grafitilerin hikayelerine bakmadan önce kısa bir şekilde duvarın oluşturulma amacı ve tarihine bakalım. 2000 yılında başlayan 2.intifada döneminde yapılan duvar ne kadar Israilliler tarafından terör eylemlerini durdurma amacı olarak görülse de Filistinliler için özgürlüklerini kısıtlayan ve topraklarına el konulmuş olmasının sembolü olarak görülüyor.
Toplam 708 km’lik bir hat boyunca örülen bu duvar Betlehem bölgesinde adeta bir müzeye dönüşmüş durumda. Duvarda sadece Filistinle ilgili değil dünyanın herhangi bir yerinde haksızlığa ve adaletsizliğe uğramış sembol isimler resmedilmiş. George Floyd bunlardan biri.
George Floyd’un öldürülmesi, 25 Mayıs 2020 tarihinde akşam saatlerinde Minneapolis’te 20 Amerikan doları sahte banknot ihbarı için gelen polislerden biri olan polis memuru Derek Chauvin’in kelepçeli şekilde yere yüzüstü yatırdığı Afro-Amerikalı şüpheli George Floyd’un boynuna 8 dakika 46 saniye boyunca diziyle bastırarak öldürmesi olayıdır. Filistinliler Floyd’la -Nefes Alamadıklarını- (I can’t breathe) haykırıyorlar.
Duvarda Filistin’le ilgili de bir çok direniş simgesi resmedilmis. Ahed Tamimi bu simgelerden belki de en önemlisi.

Filistin’in ‘cesur kızı’ olarak tanınan Ahed Tamimi ,ilk olarak 2012 yılında henüz 11 yaşındayken bir İsrail askerini yumruk atmayla tehdit etmeye çalışmasıyla basına yansıdı. Daha sonraki yıllarda da bir çok defa Israil askerlerine karşı direndiği anlar basına yansıdı.
‘Make hummus not walls ‘(Duvar değil hummus yap) ifadesi tüm dünyada bir mottoya dönüşmüş direniş simgelerinden.

Ayrıca duvarda Trump’un Israil’i ziyareti sırasında poz verdiği anlar da resmedilmiş.

Duvar bu süreçte çok acı hikayelere de şahitlik etti. Filmlere kitaplara konu oldu. Limon Ağacı kitabını okumanızı ve Çizgili Pijamalı Çocuk filmini izlemenizi tavsiye ederim.

“Oğlum Kudüslü bir kıza aşık oldu. Onu ziyaret etmesi zordu çünkü izne ihtiyacı vardı ama kadın buraya, Beytüllahim’e gelip onu ziyaret edebildi. Hastalandığında bile onu ziyaret etme izni alamadı. Dört yıl sonra öldü. Cenazede tabutunu oğlumun taşımasını istediğini vasiyet etti. Bunu yapmak için izin almaya çalıştı ama bu reddedildi. İzin almadan Kudüs’e gitmeye karar verdi. İsrail askerleri onu yakaladı, fena halde dövdü ve otuz gün hapse attı. Cenazeyi kaçırdı. Sinir krizi geçirdi ve iki yıldır hastaydı.”
Bu grafitide ise İsraillilerin sürekli bir yapılanma halinde olduğunu Filistinlilerin evlerini yıkıp yerine kendileri için yeni evler inşa ettiğini simgeliyor.

Bundan tam 20 yıl önce İsrail’in Batı Şeria’da inşasına başladığı korkunç gri duvar birçok sanatçıya ilham kaynağı oluyor.

Beyaz güvercinin özgürlüğüne silah doğrultan keskin nişancı.

Ve son olarak beni en çok etkileyen Umut’un Resmi.

Bugün, Filistinlilerin özgürlüğe olan haykırışlarını bu duvarlar anlatmaya çalıştıklarını söylersek yanlış olmaz. Küçücük çocuklar geleceğe ilişkin umutlarını bu duvarlara çiziyorlar, gençler sanatlarını bu duvarlara işliyorlar, büyükler betonlara “Bu duvarın arkasını göremiyoruz” yazıyorlar. Dijital olarak bile aynı tema kullanılıyor. Filistinliler hazırladıkları videolarda dünyaya mesajlarını iletmek için duvarların üzerinde uçan balonlara tutunup uçan çocuk görsellerini kullanıyorlar.
Eğer Filistin’de sokakların sesini duymak istiyorsanız, şehirde bir yöne doğru yürümeniz yeterli olacaktır. Yolun sonunda sizi bekleyen duvar size o şehrin hikayesini anlatacaktır.
Sevgilerimle…

Yorum bırakın