Kudüs ‘te Holokost kurbanları için yapılan bir anıt müzedeyiz. Bu müze duygusal açıdan ziyaret edilmesi kolay bir yer değil ancak Holokost’un gerçek ölçeğini ve etkisini anlamak için Israil’deki bu müzeyi kesinlikle ziyaret etmenizi öneririm.


Pazar – Perşembe günleri arasında 09-17, Cuma ve cumartesi günlerinde ise 09-14 arası açık olan müzeyi giriş ücreti ödemeden gezebilirsiniz. Müzede 8 farklı dilde hizmet veriliyor. Israilliler bu insanlık ayıbını görmeniz için tüm şartları sağlamış. Bu müze, her yıl yaklaşık bir milyon ziyaretçiyle Ağlama Duvarı’ndan sonra ülkede en çok ziyaret edilen ikinci mekandır.
Israil’in en büyük holokost anıtı olan Yad Vashem , Herzl Dağı ‘nın batı yamacında Anma Tepesi’ne konuşlanmış 45 dönümlük bir alanı kapsıyor.

‘And them will I give in my house and within my walls a memorial and a name ( a yad vashem ) that shall not be cut off ‘(Isaiah , chapter 56 , verse 5) ( Ve onlara evimde ve duvarlarımda bir anıt ve bir ad ( yad vashem) vereceğim ve bu asla son bulmayacak)
Yad Vashem ismi İşaya Kitabı’ndaki bu ayetten alınmış. ” Onlara evimde ve duvarlarımda bir anıt ( yad ) ve bir isim (vashem) vereceğim.” Yad Vashem, ölümden sonra isimlerini taşıyacak kimsesi olmayan Yahudi kurbanların isimleri için ulusal bir emanetçi kurma fikrini bu ayet üzerinden iletiyor.
Yad Vashem 1953 yılında Kneesseet’in (Israil Parlementosu) kararıyla Holokost kurbanlarının anısını belgelemek için bir organizasyon olarak başladı. Aslında; gelecek nesiller tarafından anılması için Holokost tarihi detaylandırılarak ilk adım da atılmış oldu.
Alman Nazileri tarafından katledilen 6 milyon Yahudi’yi hatırlamak ve yok edilen yahudi topluluklarını, getto direniş savaşçılarını, işbirlikçileri ve holokost sırasında yahudileri kurtarmak için hayatını tehlikeye atan yahudi olmayan kişileri onurlandırmak için kuruldu.

Müze içerisinde ortalama 2 saatte turu tamamlayabilirsiniz ancak üzerinizde bıraktığı etki günlerce sürüyor. Müzedeki hikayelerin içine girip, katledilen insanların kişisel eşyalarına dokunup , holokost sürecini yaşayan veya ölenlerin yakınlarının hayat hikayelerini dinleyip içinizde daha önce belki de hiç tanımadığınız duygularla yüzleşiyorsunuz.
Sergiler ; Varşova Getto’sundaki yahudi direnişi, Sobibor ve Treblinka ölüm kamplarındaki ayaklanmaları ve hayatta kalanların kendilerini kurtarma mücadelesi üzerine kurulu.

Film Önerisi; Warsaw 44
Holokost olaylarına dünya çapında artan ilginin yanı sıra yahudi ve evrensel önemi ile birlikte Yad Vashem sürekli olarak holokost’un hafızasını taze tutmaya ve anlamlarını gelecek nesillere aktarmaya çalışıyor.

Kanadalı – Israilli mimar Moshe tarafından tasarlanan müze, her biri holokost’un farklı bir bölümüne adanmış 9 sergi salonuna bağlı uzun bir koridordan oluşuyor.

Dağın içine gömülü üçgen bir prizma olarak tasarlanan ‘ Holokost Tarih Müzesi ‘nin mimarisi , holokostu bir çok yönden sunan etkileşimli tarihi sergilerden oluşan 9 ürpertici galerinin atmosferini oluşturuyor. Yer altındaki bu tünelde yürürken ve 9 farklı istasyonda durup hikayeleri izlerken cehennemin ta kendisini yaşıyor gibi oluyorsunuz. Müzenin bu bölümünde kayıt almak kalabalıktan dolayı çok zordu ve yetkililer kayıt alınmasına pek de müsade etmiyordu. Bu yüzden de malesef ki çok az görsel veri sunabileceğim. Ancak bu 9 istasyon neler içeriyor anlatabilirim. Kamplarda ve gettolarda bulunan fotoğraflar, o günleri yaşayan insanlara ait kayıtlar, filmler, belgeler, mektuplar, sanat eserleri ve kişisel eşyalar bu bölümde yer alıyor. Gaz odalarındaki toplu ölümlerin, trenlerde yakılan insanların görselleri -ki gerçek trenlerden vagonlar dahi içeride sergileniyor- ‘Annemi, kardeşimle beni dolabın içine kilitleyip yanağımıza bir öpücük kondurduktan sonra bir daha hiç görmedim’ diye anlatan bugün 70’li yaşlarında olan holokost mağdurlarının video çekimleri, Nazilerin Yahudilere uyguladığı deneylerin belgeleri, dünyanın yaşanılanlar karşısındaki tutumu, çocukların oyuncakları, kadınların geriye kalan el aynaları, yakmasınlar diye sakladıkları kitapları, yırtık ayakkabıları, çizgili pijamaları, yakalarına takmak zorunda kaldıkları yıldızları, ormandan kaçmaya çalışırken vuruldukları anları…








Tanınmış Yahudi bilim adamlarının zamanında vatandaşı oldukları ülkeleri terk edebildiklerinden dolayı yaşam hakkı kazandıklarını, bazılarının ise kamplardan sağ çıkabildiklerini gördük. Albert Einstein, Sigmund Freud, Stefan Zweig, Elie Wiesel, Otto Warburg, Edith Balas, Sonia Levintin…

Bu planı yapanların adlarının mahkemelerde (Nürnberg Mahkemeleri) savaş suçlusu olarak anıldığına ve yakalanabilenlerin adalette hak ettikleri yerleri bulduklarına ait belgelere şahit olduk.

En sonda da 6 milyon insanın anısına yapılmış olan mezar! Mezarın içinde , onlardan geriye kalan ayakkabılar , insanın içinde inanılmaz çarpıcı bir etki bırakıyor. Tüm bunların geçmişte değil tam da o anda gerçekleştiği hissi yaratıyor. Bu müze gerçekten sonsuza kadar 6 milyon insana adanmış.

Müze, holokost kurbanlarının 3 milyondan fazla ismi içeren ürkütücü bir alan olan ‘ Isimler Salonu’na ‘ açılıyor. Yeni isimler bugün hala ziyaretçiler tarafından anıta sunuluyor ve bilgisayarlı arşive ekleniyor. Ayrıca , ailesinde holokost kurbanı olanlar ya da bunu bilmeyenler kayıtlar arasında arama yapabiliyor. Hiçbir gizlilik olmadığı gibi tam tersine tarihin bu çirkin yüzü tüm çıplaklığıyla ortaya seriliyor.

Isimler Salonu , üst üste ters şekilde konuşlanmış iki koniden oluşuyor. 10 metre yüksekliğindeki üst koni ve tam karşısında yerin altına oyulmuş tabanı suyla doldurulmuş ters koni. Üst konide holokost kurbanlarının fotoğrafları bulunuyor. Isimleri bilinmeyen kurbanları anmak için de fotoğraflar alt koninin içindeki suya yansıtılmış. Böylece yüzleri belli olmayan ancak varlığı hissedilen isimsiz yahudiler de anılmış oluyor.

İsimler Salonu’ndan çıktığınızda Kudüs manzarasına açılan balkona çıkıyorsunuz . Yeraltından çıkıp karşımızda uzanan yemyeşil vadiye bakıyoruz . Özgürlüğün tadını çıkartma zamanı !

Burası büyük bir kampüs. Holokost Tarih Müzesi’ne ek olarak Yad Vashem Müzesi ‘nde ziyaret edebileceğiniz bir dizi başka anıtlar var.
Bunlardan biri ‘ Hatıra Salonu ‘ ; Burada ölülerin külleri gömülü ve her yıl anma töreninde sonsuz bir alev yakılıyor. Yıl boyunca da hiç söndürülmüyor.

‘ Çocuk Anıtı ‘ ; Holokost’ta telef olan bir buçuk milyon Yahudi çocuğu sonsuzlukta anılıyor. Her bir isim için bir ışığın yer aldığı bu sonsuz karanlıkta bir yandan nereye dönseniz aynı görüntüyü görürken bir yandan da derinlerden gelen bir ses sürekli olarak çocukların isimlerini yaşlarını ve ülkelerini söylüyor.
Detaylı videolar için instagram adresimi ziyaret edebilirsiniz.”ortadogununkalbinde”


Kitap önerisi; Anne Frank’ın Hatıra Defteri (Anne Frank Bergen Belsen kampında 1945 yılının Mart ayında 15yaşında öldü. Aileden hayatta kalan tek kişi olan Otto Frank onun günlüğünü yayınladı. Anne Frank”ın Hatıra Defteri o zamandan beri dünyada en çok okunan kitaplardan biri oldu.)
‘Sürgün Edilenler Anıtı ‘ ; Yolda uçurumun üzerinde asılı duran ve dağdan aşağı inen bu demiryolu vagonu , sınır dışı edilenleri anıyor.

Vagon’un hikayesini seyretmek isteyenler.https://youtu.be/W9ppbJl4CmE https://youtu.be/IzNfL8UG_fshttps://www.salom.com.tr/arsiv/haber-81374-haber.html
Görünmese de vagonun içinde Dan Pagis’in “Mühürlü Demiryolu Arabasında Kurşun Kalemle Yazılmış” şiiri sergileniyor. Bu tren bir tepede demiryolunun bittiği alanda, masmavi gökyüzünde sonsuzluğa uzanıyor.
Burada bu yük vagonunda
havva’yım ben
oğlum habil’le beraber
eğer öbür oğlumu adem’in oğlu kabil’i görürseniz
ona söyleyin ki ben
Dan Pagis (1989, s. 29)
Kitap önerisi ; Zülfü Livaneli – Serenad
Dürüst Adamlar Yolu; Burada 2000’den fazla ağaç var. Bunlar yahudileri nazilerden kurtarmak için çabalayan yahudi olmayan kişileri onurlandırmak için dikiliyor. Ağaç diplerindeki tabelalarda her bir kişinin ismi ve ‘Bu ağaç keçi boynuzu ağacıdır*. Meyvelerini 70 yıl sonra torunlarınızın yiyebileceği bir ağaç.’ gibi tanımlarla kişiler onurlandırılıyor.

Dürüst Adamlar Yolu’nda bir de Türk diplomatının ruhuna adanmış bir ağaç bulunuyor. Bu, 50 Yahudi’yi kurtaran Rodos Konsolosu Selahattin Ülkümen adınadır. Kendisine Türk Schindler’i diyorlar.
Film önerisi: Schindler’in Listesi
Bir ağaç da Irena Sendler’ i onurlandırmak için dikilmiş. Irena Sendler ; Varşova Getto’sundan 2500 ‘den fazla yahudi çocuğunu kaçıran ve hayatlarını kurtaran Polonyalı Sosyal Hizmet görevlisi. Naziler sonunda, faaliyetlerini keşfederek onu işkence ve ölüm cezasına çarptırmıştır ama kaçarak savaşın sonunda kurtulmayı başarmıştır. 1965 yılında, Sendler, Uluslararası Dürüst olarak İsrail Devleti tarafından tanındı. Savaşta, insani çabalarından dolayı Polonya’nın yüksek onur ödülüne layık görüldü.

Film önerisi; The Courageous Heart of Irena Sendler
Janusz Korczak ve Çocukları ; Janusz Korczak, Polonyalı Yahudi bir yazar, çocuk doktoru ve çocuk hakları savunucusuydu. Savaş öncesi Polonya’da popüler bir yazar ve yayıncı olan Korczak, yetimlerin ihtiyaçlarına karşılık vermeye devam ettiği Varşova Gettosu’nda yaşamaya zorlandı. Güvenliğinin garanti edilmesine rağmen, bakımı altındaki çocuklarla birlikte Ağustos 1942’de Treblinka ölüm kampına doğru yola çıktı. 1942 yılında bakımını üstlendiği 200 öksüz yahudi çocuğuyla birlikte Treblinka Kampı’nda yok edildi.

Kitap önerisi; Janusz Korczak – Çocukların Kralı
Yad Vashem Müzesi’nde bulunan bir başka bölüm ise ‘Flashes of Memory ‘. Bu bölümde geçmişe yolculuk yapıp 6 milyon insanın anılarına şahit oluyorsunuz. Bazen iyi anılar bazen de kıyamete kadar unutulmaması gereken anılar.







Son olarak müzedeki resim sergisini gezip holokost kurbanı yahudilerin tasvirleriyle de eksik kalan parçayı tamamlamış oluyoruz.


Yad Vashem Müzesi Holokost ile yaşanan acının tüm çarpıcılığı ile insanlığın yüzüne vururken, bunu nesilden nesile aktarmada eşsiz bir rol oynuyor. Böyle kara günleri hiçbir millet için yaşamamak ümidiyle…
Sevgiyle kalın..

Yorum bırakın