
Ölü Deniz, Tuz Denizi, Lut Gölü gibi isimleri bulunan bu göl dünya çapında bir üne sahip. Bu üne kavuşmasının hem fiziki hem de dini özellikleri bulunuyor.
Dünya’daki en tuzlu 3.göl ve dünyanın en derin hipersalin gölü olma özelliği taşıyor.
Lut Gölü doğuda Ürdün, batıda İsrail ve Batı Şeria ile sınırlandırılmış bir göldür.

Kudüs ‘ten arabayla 1 saatlik mesafede bulunan Lut Gölü *Ölü Deniz* birkaç gün dinlenmek ve suyun şifai özelliklerinden yararlanmak için iyi bir alternatif.
Gölün yüzeyi deniz seviyesinin 420 metre aşağısında olması sebebiyle dünyanın en alçak karası olma özelliği taşıyor. Yani karadaki en dip noktadayız. Bunu hava sıcaklığının ve basıncın etkisiyle çok net bir şekilde hissedebiliyoruz.
Gölün kıyıları boyunca açık olan çok sayıda halk plajı bulunuyor. Popüler plajlar arasında Ein Gedi Plajı ve Ein Bokek Plajı yer alıyor.

Bu gölde batmak imkansız. Suya uzanıp gazetesini kitabını okuyan çok fazla kişiyle karşılaşabilirsiniz 🙂 Çünkü tuz oranı %34.8. Tuzlu olarak bildiğimiz Akdeniz’in tuz oranı %3. Hal böyle olunca suyun üzerinde öylece asılı kalıyorsunuz. Etrafta bir çok uyarı levhası görüyorsunuz. Tuz oranı sebebiyle gözleri korumak, küçük çocukları göle sokmamak, suyu tatmamak ve 10 dakikadan fazla kalmamak oldukça önemli.
Dünyaca ünlü ‘Dead Sea’ kremleri de elbette buradan çıkartılan zengin minerallerle üretiliyor. Kıyı boyunca kremlerden satın alabileceğiniz bir çok mağaza bulunuyor. Ayrıca çamurlarını da denemenizi öneririm.
Suyun içine batmadan toplayabileceğiniz küre şeklindeki tuzlarla da evinizde güzel bir hatıra köşesi oluşturabilirsiniz.

Dünya’da önemli bir yere sahip olan bu göl, turistlerin olduğu kadar bilim insanlarının da ilgi odağı. Bir çok bilim dergisinde bu göl ile ilgili araştırmalara ve sonuçlarına rastlayabilirsiniz.
Tuz oranı bu kadar yüksekken bu sularda hiçbir canlılık belirtisi olmadığını da tahmin edersiniz. Bu sebeple de isimlerinden biri; Ölü Deniz. Tam da böyle düşünürken bir yaşam belirtisi ile karşılaşmak beni oldukça şaşırtıyor.

Fakat yakından bakınca bunun gerçek bir canlı olmadığını farkediyorum ve biraz araştırınca da bunun Arad şehrinde seyahat rehberi olan Amiram Dora’ya ait bir enstalasyon sanat eseri olduğunu öğreniyorum:) ‘Dead Tree in Sea of Life’ (Yaşam denizindeki ölü ağaç ) ismini verdiği bu çalışmanın amacı; Ölü Deniz’in bilinen isminin aksine aslında zengin bir turistik aktivite, şifa ve dinlenme yeri olduğunu göstermekmiş.
Antik Yunan ve Mısır tarihinde de önemli bir yere sahip. Dünya’nın ilk sağlık merkezlerinden biri Büyük Herod döneminde burada kurulmuş. Mısırlılar ise mumyalama için bu gölden elde edilen kimyasalları kullanmışlar.
Lut Gölü’nün suyunun bugün günümüzde de şifai özelliği bulunuyor. Suyun içeriğindeki yoğun tuz ve mineraller kemik kas ve eklem rahatsızlığı olanlar üzerinde oldukça etkili. Bu sebeple de çevrede çok sayıda lüks oteller ve spa merkezleri bulunuyor. Dünya’nın her yerinden insanlar hem bu gölü görmek hem de şifasından faydalanmak için geliyorlar.
Çevredeki oteller geceyi geçirmek ve ertesi gün çevreyi keşfetmek için iyi bir alternatif. Çünkü bu bölge sadece bir gölden ibaret gibi görünse de çevrede tarihi mekanlardan, uluslararası parklara kadar bir çok ilgi çekici yeri de içinde barındırıyor. Biz bir gece konaklayıp ertesi günü bölgenin çok önemli tarihi noktalarından Masada’yı (Romalılara teslim olmamak için intihar eden 960 yahudinin hikayesini okumak için sayfamı ziyaret edebilirsiniz.), uluslararası parklardan Ein Gedi’yi ve Qumran Yazıtları’nın bulunduğu Qumran’ı ziyaret ettik. (Ein Gedi’ye ilerleyen dönemlerde İsrail’deki Uluslararası Parkları yazarken yer vereceğim. Qumran Yazıtları’nı da Israil Müzesi’nin içerisinde anlatacağım.)



Çevrede bulunan Masada ve Qumran gibi yapılar gösteriyor ki; bu bölgenin tarihi binlerce yıl öncesine uzanıyor. Bizans Dönemi’nde Rum Ortodoks keşişlerinin kaçış ve sığınma yeri olması sebebiyle de çevrede manastırlar bulunuyor. Önümüzdeki günlerde ziyaret edebileceğimiz bölgeleri not alıyorum. Wadi Qelt’teki Saint George ve Judean Çölü’ndeki MarSaba gibi manastırlar bugün hala hristiyanların hac duraklarından.
Dini açıdan Hristiyanlar için önem arz ettiği gibi Müslümanlar ve Yahudiler açısından da önemli bir bölgedeyiz.
Tuz oranı çok yüksek olan bu gölün kıyıları, Sodom’dan çıkarken arkasına bakan Hz.Lut’un karısının tuzdan direk haline gelmesi gibi efsanelerin doğmasına yol açan çeşitli şekillerde billurlaşmış tuz kümeleriyle kaplıdır. O zaman gelelim helak olan Lut Kavmi’ne.
Göle Lut Gölü isminin verilmesinin nedeni; Hz. Lut’un peygamber olarak gönderildiği Lut Kavmi’nin yaşadığı Sodom ve Gomore şehirlerinin, bu gölün altında kaldığına dair olan inançtır. Kuran’-ı Kerim’de Araf ve Hicr Sureleri’nde bu konu hakkında bir çok ayet bulunuyor.
İslamiyete göre Ölü Deniz Hz.Lut’un ve kavminin yaşadığı karaya yakındı. İnsanları eşcinsellik, hırsızlık ve cinayet eylemlerinden dolayı Allah tarafından cezalandırıldı.
Azap, iki defa geldi. Melekler yakışıklı adamlar suretinde Allah tarafından Hz.Lut’un ağırlayacağı misafirler olarak yeryüzüne gönderildi. Lut Kavmi’nin adamları bu adamlardan haberdar olunca Hz.Lut’un evine koştular ve Hz.Lut’tan o adamları kendilerine vermelerini istediler. Bu olay Lut Kavmi’nin başarısız olduğu son imtihanıydı. Melekler Hz.Lut’a ailesini de alıp oradan uzaklaşmasını söylediler. Hz.Lut ailesiyle kaçarken Allah yeri yükseltti ve alt üst etti ve yere geri fırlattı. Çarpmanın etkisiyle zeminin çökmesine neden oldu.Bu ceza yüzünden dünyanın en alçak yeri oluştu. Inanmayanlar da yok edildi. Hz.Lut’un karısı kaçarken arkasına baktığı için o da kavmi ile birlikte yok edildi.*Tdv Islam Ansiklopedisi*


Bu şehirlerin sular altında kaldığı ile ilgili tam olarak netleşmiş veriler yoktur. Ancak Kuran-ı Kerim’de yazılanlardan ve tarih bilgilerinden yola çıkılarak bölgede yer alan volkanik kalıntılar, deprem izleri, çoraklaşmış toprak ve kraterlerin oluşumu gibi birçok detay incelenmiş ve şehrin bu gölün altında yer aldığına kanaat getirilmiş.
Lut Gölü’nün deniz seviyesinden 420 metre aşağıda olması ve dünyanın karasal hizada en dipte olması bu bölgede bir çöküş olduğu, bunun Kuran’da anlatılan olaylarla benzerlik göstermesi ve Tevrat’ta geçen Sodom Şehri’nin de böyle bir akıbete uğramış olması Lut Kavmi’nin burada yaşamış olabileceğine kanıt olarak gösterilmiş.
Hakemli bilimsel dergi ‘Nature Scientific Reports’da yayımlanan araştırmaya göre de, şehrin üzerinde aynı tarihlerde bir meteorit patladığı kanıtlanmış. Hatta havada patlayan ve kutsal kitaplarda da bahsedildiği gibi gökten ateş topu şeklinde yeryüzüne yağması çok şiddetli bir biçimde oluşmuş. Havada meydana gelen patlamanın Hiroşima’yı harap eden atom bombasının yaklaşık bin katına eşdeğer enerji çıkardığı ifade edilmiş. Merak edenler için linki aşağıya bırakıyorum.
Özetlemek gerekirse, Ölü Deniz beni eşsiz manzarasıyla karşıladı, su üstünde kitap okutacak kadar hoş ağırladı ve tarihi derinliğiyle uğurladı.
Sevgilerimle..

Yorum bırakın