
Aslında İsrail ve Filistin’deki Oteller başlıklı bir blog yazısı yazmayı planlıyordum. Fakat, bu oteli gezdiğimde hemen yazmak istedim. Çünkü bu otelde beni etkileyen diğer otellerden farklı bir şeyler vardı ve bunlar bir paragrafa sığacak cinsten değildi.
İsrail ve Filistin topraklarında bazı yerler düşüncelerimi ve duygularımı derinden etkiliyor. Fikirlerime ve bakış açıma yön veriyor. Bu sadece bir yer de olmayabilir. Bazen bir fotoğraf bazen bir an bazen de sadece bir duvar..

Grevyer peyniri gibi olan bu topraklarda delikleri Filistin diğer yerleri İsrail gibi düşünebilirsiniz. Sürekli iki ülke arasında yolculuk yapmak elbette farklı duygular uyandırıyor. Hele ki bu iki ülke Orta Doğu’nun kalbinde bulunuyorsa..
Dünya’nın bir çok yerinde buradan daha güzel müzeler, daha etkileyici doğa harikaları ya da milyon dolarlık sanat eserleri olabilir. Hatta dünyanın bir çok yerinde buradan çok daha derine inen tarihsel bir geçmiş de bulunabilir. Ama burada bence başka bir şey var. Büyülü bir şeyler..
İşte yazımın konusunu oluşturan bu otel tam da böyle bir etki bırakıyor üzerimde. Birçok otelde bulunan ergonomik dizaynın içine ve duvarlarına yerleştirilmiş her simge burayı otelden çok daha fazlası yapıyor. Filistin’de olduğunuzu hissettmeniz için de her detay düşünülmüş.


Oteli 3 bölüme ayırarak yazmalıyım. İçeri girer girmez sizi karşılayan cafe-bar , Filistin tarihini anlatan dramatik bir müze ve Banksy eserlerinin sergilendiği sanat galerisi.




Biz biraz tarih sevdalısı olduğumuzdan ilk olarak müzeyi gezmeyi tercih ediyoruz.
Müze girişinde Arthur Balfour’un bir heykeli bizi karşılıyor. İngiltere’nin eski dışişleri bakanlarından Arthur Balfour’un adı lise tarih kitaplarımızda pek geçmez ama aynı yaşlardaki İsrailli ve Filistinli öğrenciler onun kim olduğunu ve ne yaptığını size 104 yıl sonra hala bütün detaylarıyla anlatabilirler.

Daha sonra bir odaya geçiyoruz ve bir animasyonla Filistin’in yakın geçmişine ait bilgiler veriliyor.

Sırasıyla; 1) 1948 yılının öncesi, Osmanlı ve İngiltere’nin Filistin üzerindeki egemenliği. 2) Israil’in kuruluşu ve Israil – Arap savaşı 3) 1967 Savaşı ve Israil’in sınırını genişletmesi 4) 1.intifada ve Oslo görüşmeleri 5) 2.intifada ve Filistin’in duvarlar ile çevrilmesi.
Animasyonu izledikten sonra başka bir odaya geçiyoruz. Burada Israil’in Gazze’yi bombalaması sonucu enkaza dönen evlerden geriye kalan bazı eşyalar var.

Ayrıca Filistinliler için bugün hayatı zorlaştıran check – point (Yukarıda belirttiğim gibi grevyer peynirinin deliklerine doğru ilerlerken , yani Israil’den Filistin’e geçerken check point noktalarında hiçbir kontrol mekanizması olmadığını fakat Filistin’den Israil’e asla elinizi kolunuzu sallayarak geçemediginizi belirtmek isterim) , ID kontrolü ve duvarlar gibi unsurları anlatan materyaller bulunuyor.

Diğer odada ise 1948’den bu yana kronolojik bir sunum bizi karşılıyor. Bazı Yahudiler’in de katıldığı çeşitli ülkelerde yapılan protestolara ait resimler bulunuyor. Evet yanlış okumadınız. Bazı Yahudiler Filistinlilere büyük haksızlık ve acımasızlık yapıldığını düşünüyor.

Ayrıca beni en çok etkileyen bölümlerden biri de Filistinlilerin direnişi. Örneğin bir bölümde mangal vardı. Filistinliler sokakta yanar halde bıraktıkları mangallarla, İsrail askerine siz bizim hayatımızı bozamazsınız mesajı vermek istiyor. Yine o dönemde Filistin bayrağı yasaklandığı için Filistinli kadınlar elbiselerine bayrak motifi işliyorlar. Hatta kırmızı ve yeşili simgelemesi için karpuz dilimleri taşıyarak propaganda yapıyorlar.

Ve bir kısa film izliyoruz. Filistinli bir baba doğacak olan çocuğu için bir kamera satın alıyor. Hayali oğlunun büyümesini kaydetmek iken, kamerayı bambaşka olayları kaydetmek için kullanıyor. Oğlu Nakba gününde doğuyor. Yani 700bin Filistin’linin vatanını terk etmek zorunda kaldığı gün.

İsrailliler duvar örmek için Filistinli babanın köyündeki ağaçları kesmeye başlıyorlar. Her şeyi kamerasıyla kaydeden baba insanların buna nasıl direndiğini, çocukların ve kadınların gözyaşlarını ve en yakın arkadaşını nasıl öldürdüklerini bile kayda alıyor. İsrail askerleri tarafindan tam beş defa kırılıyor kamerası ama Filistinli baba yenisini alıyor. Bugün içindeki kayıtlar ve sağlam kalan 5.kamera burada müzede sergileniyor.
Tüm bu gördüklerimin etkisiyle buradan ayrılıp bir sonraki durağa geçiyoruz. Karşımda bir evin köşesi duruyor. Bir masa ve üzerinde tertemiz bir masa örtüsü. Saksıda çiçekler ve bir telefon. Burası Gazze ! Demir parmaklıklı pencerenin önündeki telefon çalıyor. Telefonu açtığımda ses şunları söylüyor ; ‘ Ben Danny. Israil askeriyim. 5 dakika içinde evini terk et roket geliyor.’ Bunları söylerken karşımdaki manzara ; yıkık dökük enkaz haline gelmiş evler. Bir anne elinde kız çocuğunu tutmuş yıkılan evini seyrediyor. Tam bu sırada ben de kızımın elini tutuyorum ve o kadının hissettikleri canımı acıtıyor.

Aklımda bir soru ki müzenin vermek istediği mesaj tam da bu. ‘5 dakika içinde evini terk etmen gerekse yanına ne alırdın?’
Tüm bu duyguların yoğunluğuyla yine otelin içinde bulunan Banksy’nin sergisine geçiyoruz.
Banksy ; gerçek adı ve kimliği doğrulanmayan ve spekülasyon konusu olan, Banksy takma adlı İngiltere merkezli bir sokak sanatçısı, politik aktivist ve film yönetmenidir. Gerçek kimliği bilinmemektedir, Banksy eserlerinde kullandığı imzasıdır.
Filistin direnişini simgeleyen eserleri Filistinlilerin sesi olmuş. Banksy sesini fırça darbeleriyle sprey boyalarıyla yansıtmış.






Son olarak otelin duvarlarında kaybolduğum bölüme, cafe kısmına geçebiliriz. Burası tüm gördüklerinizi bir kahve eşliğinde değerlendirebileceğiniz mükemmel bir adres.

Küçük bir otele sığdırılan koca bir tarih, bir tabloyla, kısa videolarlarla, geride kalan eşyalarla anlatılan çok büyük acılar. Burası bir otelden çok daha fazlası..
Sevgilerle..

Yorum bırakın