Bu hafta ; Filistin’in Batı Şeria bölgesinde, Hz.Isa ‘nın doğduğu yer olan Beytüllahim Şehri’ndeyiz.

Beytüllahim veya Betlehem ; kelime anlamı “Ekmek Evi” . Batı Şeria’nın merkezinde, Kudüs’ün 10 kilometre güneyinde, yaklaşık 30.000 kişilik bir nüfusa sahip bir Filistin şehridir. Filistin kültür ve turizminin merkezidir.Bazı kaynaklar burayı Hz.Davut’u İsrail kralı olarak taç giydiği yer olarak tanımlar. İncil’de Matta ve Luka bölümlerinde ise, Beytüllahim Nasıralı İsa’nın doğum yeri olarak tanımlanıyor. Dünyanın en eski Hristiyan topluluklarından birinin yaşadığı bir yer olma özelliği taşıyor.
Şehir 2.yy’da Bar Kokhba İsyanı (Yahudi – Roma Savaşlarının sonuncusu) sırasında yok edilmiş. Bu yıkımın ardından İmparatoriçe Helena’nın isteğiyle 327’de Doğuş Kilisesi ile birlikte yeniden inşa edilmiş. 529 yılında gerçekleşen bir isyanda kiliseye çok büyük zararlar verilmiş. 100 yıl sonra İmparator 1.Justinian tarafından yeniden inşa edilmiş.

16. yy’da Osmanlı Himayesi’nde olan şehir 1.Dünya Savaşı’nda İngilizlerin ; 1948 Arap – İsrail Savaşı ‘nda Ürdün yönetimine ; 1967 ‘de gerçekleşen 6 Gün Savaşı ile birlikte Israil’in eline geçmiş. 1995 Oslo Antlaşması ile birlikte bugün hala Filistin tarafından yönetilmekte.
Beytüllahim’in kelime anlamı ekmek evi olsa da bazı araştırmacılar buraya bu ismin verilmesinin sebebinin yıldızın adı olduğu düşüncesinde. Bu iddiaya göre Beytüllahim Hz.Isa’nın doğduğu yeri değil zamanı belirtiyor.
Gelelim yıldızın Hz.Isa’nın doğumuyla nasıl bütünlestiğinin hikayesine..Gezimiz başlasın!
Öncelikle Betlehem’e 4km uzaklıktaki Beit Sahour’ dan başlamamız doğru olur. Çünkü doğum ilk olarak burada müjdeleniyor.

Bir gece çobanlar koyunlarının başında beklerken çok güçlü ışık saçan bir yıldız belirir. Rivayete göre gökyüzünden inen bir melek çobanlara doğumu müjdeler.

Çobanlar bu kuyruklu yıldızın gökyüzündeki hareket yönüne doğru ilerleyerek Hz.Isa’nın doğduğu yere ; bugün adı Betlehem’deki Doğuş Kilisesi olan mağaraya gelirler.
Shipherds Field denilen Beit Sahour’daki bu bölge Hristiyanlar için her şeyin başlangıcı olması sebebiyle çok önemli.


Doğuş Kilisesi ( Nativity Church) ; Gelelim Hz.Isa’nın doğduğu yere.

Doğuş Kilisesi’nin çok küçük alçak bir kapısı var. “Alçakgönüllülük Kapısı” adı verilen bu kapıdan eğilerek girmeniz gerekiyor.

Orijinal Roma tarzı zemin o zamandan beri varlığını koruyor. Giriş katta orijinal mozaik zeminin bir kısmını ortaya çıkarmak için açılan bir kapak yer alıyor.Bu kapaktan içeri bakıldığında ise binlerce yıllık orijinal mozaikleri görebiliyorsunuz.

Kilisenin altında yer alan bir yeraltı mağarasına iniyoruz : Doğuş Mağarası, İsa’nın doğduğu söylenen yer. Kesin nokta, bir sunağın altında 14 köşeli bir işaretle işaretlenmiştir. Bu yıldız simgesi çobanların şahit olduğu doğumu müjdeleyen yıldıza ithafen yapılıyor.

Hristiyanlar bu mağaraya gelerek bu sunağın içine eğilip yıldızı öpüyorlar. Bu şekilde ibadetlerini gerçekleştirmiş oluyorlar.
Doğuş Kilisesi , 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil oluyor.

O dönemde (milad başlangıcı) burası Roma İmparatorluğu’na ait Yahuda Eyaleti’ne bağlı. Bazı kahinler Yahuda’nın gerçek kralının doğduğunu Kral Herod’a bildiriyorlar. Bazı kaynaklar ise Kral Herod rüyasında Beytüllahim bölgesinde bir bebeğin doğduğunu ve onun büyüdüğünde tahtı elinden alacağını gördüğünü söylüyor. Bu haber Kral’ı korkutuyor ve şehirde tüm yenidoğanların öldürülmesini emrediyor.
Hristiyan kaynakları bu katliamın kurbanlarının sayısı hakkında farklı tahminler veriyor. Binlerce bebeğin öldürüldüğünü söylüyor. Ancak modern tarihçiler eski bir taşra kasabasında bu kadar çok yenidoğanın olamayacağı gerçeği nedeniyle bu teoriye itiraz ediyor.
Öyle ya da böyle nam-ı diğer Yahuda Kralı hayatta kalıyor. Nasıl mı?
Incil Matta 2.bölümde belirtildiği üzere; Tanrının meleği , Meryem’in nişanlısı Yusuf Neccar’ın rüyasına girip şöyle demiş. “Kalk ! Çocuk ile annesini al ve Mısır ‘a kaç. ” Bunun üzerine kutsal aile Mısır ‘a kaçmaya karar vermiş.
O sırada bir mağarada Meryem Isa’ya süt verirken bir damla süt yere düşmüş ve mağaranın her yeri beyaza bürünmüş.
Bugün Doğuş Kilisesi’ne 10 dakika uzaklıktaki bu mağaranın üzerinde Milk Grotto Church ( Süt Kilisesi ) bulunuyor.



Hristiyan ve Müslümanlar arasında bu kiliseyi ziyaret eden lohusa annelerin sütlerinin bol ve sağlıklı olacağı yönünde bir inanış var.
Betlehem ve BeitSahour Hristiyanlar için her şeyin başladığı o kutsal izleri içeriyor. Her yıl Aralık ayında Hz.Isa’nın doğumu büyük bir coşkuyla kutlanıyor.


Adım başı görebileceğiniz kiliselerin yanında , şehrin göbeğinde , Eski Beytüllahim’in tek camisi Ömer Cami’de burada varlığını sürdüren önemli yapılardan.

Ömer Cami’nin yanından devam edip Beytüllahim ‘in eski sokaklarını gezebilirsiniz. Ayrıca Star Street (Yıldız Yolu) denilen cadde Beytüllahim ‘in en ünlü sokaklarından biri. Otantik atmosferiyle yine eski yıllarda hissediyoruz kendimizi.




Betlehem’de görebileceğimiz bir başka kutsal yere gidiyoruz. Rahel’in mezarı; Yahudiler , Hristiyanlar ve Müslümanlar tarafından kutsal sayılan bu mezar Hz.Yusuf’un annesi Rahel’e ait. Yalnız Israilliler duvar örerken kendileri için önem arz ettiği için duvarı , Rahel’in mezarını Israil topraklarına katacak biçimde örmüş. Bu sebeple burayı ziyaret etmek için kontrol noktasından çıkıp İsrail kısmına geçmek gerekiyor.

Ayrıca Betlehem’e girişte Cremisan Vadisi bölgedeki neredeyse tek yeşil alan. Güzel havalarda yürüyüş yapmak ve Cremisan Şaraplarından tatmak için şarap evini ziyaret etmek hoş bir hafta sonu aktivitesi olabilir.

Tarihe ve arkeolojiye ilgiliyseniz Solomon Pool ve Herod’s Palace listeye ekleyeceğiniz duraklar arasında yer alabilir.


Mar Saba , dağlarda gizlenmiş bir Ortodoks manastırıdır. Betlehem’e gelmişken ziyaret edilebilecek yerlerden biri. Hikayesini ilginç buldum burayı ayrıca yazacağım .

Son olarak Betlehem’deki Duvar’ı görmeden geçmeyin derim. Daha önce blog yazısı olarak detaylı yazdığım için tekrar ele almadım. Ancak hatırlatmak isterim ki ; Duvar Müzesi ‘ni gezip ardından The Walled Hotel’de vakit geçirmek Betlehem’deki gezinizi daha anlamlı hale getirecektir.
Sevgilerimle🌲☕️

Yorum bırakın