DÜNYA’NIN EN ESKİ ŞEHRİ ; JERICHO

Bu hafta Filistin topraklarında, Dünya’nın en eski şehri Jericho’ dayız. Arapça adıyla Ariha ya da Eriha diyebiliriz.

Güzel palmiye  ve meyve bahçeleri ile kumların arasında bir vaha Eriha.

Eriha dünyanın 10 bin yıllık en eski şehri

Dinler tarihine göre Adem oğulları tahmini on bin yıldır yeryüzünde dolaşıyor. Eriha şehri de on bin yıldır ayakta. Lut Gölü (Dead Sea) yanı başında, bu yüzden de Lut kavminin helak oluşuna şahitlik etmiş olmalı. Hz. Musa’nın mezarının bulunduğu yer bu topraklarda. Ishak ,Yakup, Süleyman burada yaşamış. İsa burada şeytan tarafından sınanmış, tam da burada vaftiz edilmiş. Kısaca; binlerce yıllık geçmişin izlerine burada rastlanmış. Hazırsan Eriha yolculuğumuz başlasın.

Deniz seviyesindeyiz. Eriha’ ya varmamıza yaklaşık 15 km var. Biz burada kısa bir mola verdik. Burada ayrıca deve turu yapıp çölün derinliklerine doğru ilerleyebilirisiniz.

            Ve Eriha’dayız… Eriha Palmiyeler şehri olarak biliniyor. Palmiyegillerden olan hurma ağaçları sizi şehrin girişinde o çorak sapsarı toprağın arasında yemyeşil göğe açılan yapraklarıyla karşılıyor.

Insana en çok benzeyen ağacın hurma ağacı olduğunu biliyor muydunuz? Hurma ağacı insanın yapı özellikleriyle benzerlik gösteren tek meyve ağacı.

Bazı dini kaynaklarda Hz. Adem’in yaratıldığı toprağın elekten geçirildiği, elekte kalan topraktan da hurmanın yaratıldığı ifade edilir. Hurma, Arapça ‘da “nakhle” olarak adlandırılır ve bu kelimenin Türkçe karşılığı da “elekte kalan” olarak ifade edilir.

Ayrıca hurma ağacının da bir kalbi var. Hurmanın ‘gummar’ bölgesi olarak adlandırılan yeri insanın kalbiyle eşleştirilir ve nasıl ki insan kalpsiz yaşayamazsa hurma ağacı da gummar bölgesine aldığı herhangi bir darbeyle hayatına devam edemez.

Hurma ağacı meyvesinin renk tonlarının insan ten rengine benzemesinden , boylarının uzama biçimine; ömürlerinin insan ömrü kadar olmasından dişi ve erkek olarak farklı iki tip hurma ağacı olmasına kadar çok şaşırtıcı benzerlikler var.

Hurma ağaçlarına veda edip şehrin merkezine doğru ilerliyoruz .Karşı tepede bizi bekleyen bir manastır var. Teleferik yoluyla Temptation (Sınanma) Dağı’na çıkıyoruz.

Isa peygamber’ in 40 gün oruç tuttuğu bu mağaraların etrafına 6.yy Bizans döneminde bir kilise inşa edilmiş. 1874 Osmanlı Dönemi’nde de Ortodoks Kilisesi tarafından bugünkü görünümüne getirilmiş.

Burada hediyelik eşya satın almak için mağazalar , yemek yiyebileceğiniz ve bir şeyler içebileceğiniz cafeler de bulunuyor.

Mount of Temptation ‘un hemen karşısında bulunan Tell-es Sultan ‘ a geçiyoruz .

Tell-es Sultan , Unesco tarafından yönetilen bir arkeolojik sit alanıdır. Burada MÖ. 10 bin yılından kalma birçok arkeolojik eser bulunmuştur. Bu sebeple de Eriha dünyanın en eski şehri olarak adlandırılmıştır. Burada, şehrin içinde bulunan her minik detay bize binlerce yıl öncesine ait bilgiler sunuyor.

Bugün hala kazılar yapılmaya ve geçmişe yolculuğa devam ediliyor. Kim bilir belki de şu an bu satırları okuyan, önümüzdeki dönemde burayı ziyaret eden bir yol arkadaşımın sayfasından öğrenirim yeni güncel buluntuları.♡

Ayrıca bu bölge ile ilgili araştırma yaptığımda çok ilginç bir bilgiye rastladım, bunu sizinle paylaşmak istiyorum. British Museum’daki en yaşlı portre yaklaşık 9500 yaşında ve evet tahmin ettiğiniz gibi Eriha’da gömülmüş bir kafatası. Bu gerçek kafatasının içi boşaltılarak içine alçı eklenmiş ve göz çukurlarına da deniz kabuğu takılmış. Bu kafatasının altında yatan hikayeleri ortaya çıkartmak küratörlerin tam 8 yılını almış. 1950lerde bulunan bu kafatası türünün ilk örneğidir. O gün bugündür kime ait olduğu, nasıl bir hayatı olduğu ve bu kişinin başına neler geldiği araştırılıyor. Ayrıca resimde gördüğünüz gibi 3 boyutlu resimli tomografi sayesinde kafatasının sahibinin gerçek görüntüsü elde edilmiş.

Rusian Museum ( Rus müzesi)

Tüylerimi ürperten geçmişe yolculuk gezimize Eriha’nın merkezinde bulunan Rus Müzesi ile devam ediyoruz. Müzenin bulunduğu alan aslında çok eski bir zamana ait olmasına rağmen 19.yy’da bir Rus rahibi tarafından satın alınan bir alan. Yapılan kazılarda altında bir Bizans Manastırı olduğu tespit ediliyor. Ardından da Filistin tarafından Rusya’ya veriliyor. Bu kazılarda elde edilen materyaller müze içinde sergileniyor. Girişte bu topraklardaki Rusların varlığına dair fotoğraflar bulunuyor. Manastırın zemininde bulunan mozaik kalıntıların orjinali ve replikası yine giriş bölümünde sergileniyor.

Müzenin arka tarafındaki bahçeye geçiyoruz. Bu kurak iklimde böyle bir bahçeye şahit olmak mucize gibi. Burası incil’de geçen hoş kokulu bitkilerin bulunduğu bahçe. Ayrıca bahçedeki 2000 yıllık ağacın bir de önemi var.

Hz. İsa Eriha’ya girdiğinde kentin içinden geçiyordu. Orada vergi görevlilerinin başı olan Zakkay adında zengin bir adam vardı. İsa’nın kim olduğunu görmek istiyor ama boyu kısa olduğu için kalabalıktan ötürü göremiyordu. İsa’yı önden görebilmek için bir ağaca tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti. İsa oraya varınca yukarı baktı ve Zakkay’ a oradan inmesini bugün onun evinde kalacağını söyledi. Zakkay hızla aşağı indi ve sevinç içinde evine buyur etti. Bunu görenlerin hepsi söylenmeye başladı.” Gidip günahkar birine konuk oldu” dediler.

Zakkay ayağa kalkıp şöyle dedi; ‘ Ya Rab , işte malımın yarısını yoksullara veriyorum. Bir kimseden haksızlıkla bir şey aldımsa , dört katını geri vereceğim.’ Isa dedi ki ” bu ev bugün kurtuluşa kavuştu, çünkü bu adam da İbrahim’ in oğludur. Nitekim insanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.” Ayetlerde bahsi geçen ağaç burada bulunuyor.

Çölün ortasında bulunan Eriha’nın en önemli sembollerinden biri de M.S.700 yılında inşa edilen “Hisham Sarayı”. Başka bir tarihe , başka bir bakış açısıyla bakmaya gidiyoruz şimdi.

Hisham Palace ( Hisham Sarayı)

10.emevi halifesi Hisham Bin Abdulmalik tarafından inşa edilen bu saray , 1900’lü yıllarda yapılan kazılar sonucunda gün yüzüne çıkıyor. Burası tam bir islam mimarisi örneği.

Emevi döneminde yapılan bu saray resmi bir saray değil . Hisham burayı sadece kendisi ve misafirleri için kış mevsiminde konaklamak , avlanmak ve at binmek maksatlı kullanıyor. Dolayısıyla saray da bu amaçlar üzerine dizayn edilmiş. İçerisinde termal bir banyo, cami , çeşme ve elit misafirlerin ağırlandığı bir oda bulunuyor. Ayrıca günümüze kadar hiç zarar görmeden gelen mozaik yapılar resmen görsel bir şölen sunuyor.

Sarayın en önemli parçası olan yıldız biçimindeki pencere aynı zamanda Eriha’nın da bir sembolü haline gelmiş. Bu pencerenin bu şekilde yapılmasının amacı ise güneş ışınlarından günün her saati farklı açılardan faydalanmak.

Hisham Sarayı’nın girişinde bulunan müzede yapılan kazılar sırasında bulunan küçük heykeller, dekorlar, ev içinde kullanılmış materyaller sergileniyor.

Sarayın içinde şatafatlı bir kompleks bulunmakta. Bu bölüm misafirlerin ağırlandığı ve dinlenme yeri olarak kullanılmış. Ayrıca genişliği 20 metre ve derinliği 5 metre boyutlarında bir havuz bulunmaktadır. Havuzun tabanındaki o dönemden kalma orjinal mozaik yapılara hayranlık duymamak imkansız.

Bu bölümde gördüğümüz ‘life of tree’ ( hayat agacı) mozaiği dünyaca ünlü bir simgedir ve orjinalliğini bütünüyle koruyan en eski mozaik olma özelliğini taşımaktadır. Savaşı temsilen bir aslanın bir geyiğe saldırışı, barışı temsilen de iki ceylan resmedilmiştir. Bu mozaiğin içerisinde 5 milyonu aşkın küçük mozaik parça bulunuyor.

Eriha’da krallar saraylar biter mi.. Dile kolay on bin yıllık bir tarih ve henüz keşfedilmeyi bekleyen kim bilir neler yatıyor toprağın altında. Bir sonraki sarayımız Herod’un Sarayı.

Herod’s Palace (Herod’un Sarayı)

Herod M.Ö. yaşayan Büyük Hirodes adıyla bilinen ve Roma İmparatorluğu tarafından Yahudiye eyaletine atanan Yahudi Kralı. İkinci Tapınak, Masada, Heodion gibi yapıları yapan kral.. Burada da onun izine rastlamamak sürpriz olurdu. Kışın yaşadığı sarayının kalıntılarını geziyoruz…

Eriha’dan ayrılıp Kudüs’e dönüş yoluna gidiyoruz. Ama ziyaret edeceğimiz yerler bitmedi. Şimdi çok farklı bir yere gideceğiz.

Baptism Site on the Jordan River 

Ürdün Nehri üzerinde Hz Isa’ nın vaftiz edildiği, aynı fotoğrafta 3 ülkeyi görebileceğiniz nadir bir tablo bu. Oslo Anlaşması ile Batı Şeria üç bölgeye ayrıldı. A, B ve C bölgeleri. A bölgesinin idaresi  Filistin Yönetimine ait , C bölgesinin idaresi ise İsrail’e. B bölgesi için de güvenliğin iki tarafın ortak kontrolünde olduğu ara bir bölge diyebiliriz. Biz şuan Filistin topraklarında,  güvenliğin Israil tarafından sağlandığı bir noktadayız, ve tam karşımızda Ürdün’ü görebiliyoruz. Burada her şey gerçekten iç içe. Dinler milletler hepsi bir arada ve iç içe. Bazen bunları birbirinden ayıran sadece bir duvar bazen bir sokak bazen de sadece sığ bir nehir var.

Eriha’daki yolculuğumuz burada son buluyor. Geçmişten günümüze yaptığımız bu yolculuktan umarım keyif almışsındır. Bir sonraki yolculukta görüşmek üzere..

Son olarak;

Eriha’ nın merkezindeki bu cafe kahve için mükemmel bir adres.

Sevgilerimle..

DÜNYA’NIN EN ESKİ ŞEHRİ ; JERICHO” için 6 yorum

Kendininkini ekle

  1. Merhaba heyecanla okudum. Ama kısa sürdü. Biraz daha uzun olsaydı keşke. Çok güzel olmuş elinize kaleminize sağlık…

    Liked by 1 kişi

  2. Nasıl bittiğini anlayamadım çok keyif aldım.. okurken oraları seninle beraber gezdim sanki… Tebrik ederim canım dostum

    Liked by 1 kişi

cemileekoseoglu için bir cevap yazın Cevabı iptal et

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑