NABLUS

Nablus, Osmanlı Devleti’nin Filistin’deki izlerini taşıyan tarihi şehir…

Ibrahim’in Kenan diyarına gelişine kadar uzanan bir geçmişi olan Nablus, tarihe dini bir perspektiften bakmak isteyen gezginler için ziyaret edilebilecek en iyi adreslerden bir tanesi.

Batı Şeria’yı daha kapsamlı keşfetmek, Osmanlı mimarisi ile geçmişten bugüne yolculuk etmek isteyenler için bu kentin sunabileceği birçok turistik yer var.

Nüfusun büyük bir kısmını Müslüman Araplar oluşturuyor. Ancak şehirde Hristiyanlar ve küçük bir topluluk halinde yaşayan Samaritanlar da var.

Şimdi gelelim bizim için asıl önemli olan kısıma, Nablus’taki Osmanlı izleri…

Nablus’un eski şehir (old city) bölgesini keşfetmek kesinlikle çok keyifli. Çevredeki modern semtlerin, yüksek binaların aksine buradaki dolambaçlı taş yollar, dar geçitlerden oluşan labirentler ve eski taş binalar tarihe gerçek bir yolculuk yapmamıza imkan sağlıyor.

Old City

Nablus’un eski şehir sokaklarında gezerken her an bir Osmanlı izine ve Türk imzasına rastlayabilirsiniz. Türk hamamlarından Osmanlı kılıcına, Türklerin restore ettiği camilerden , dükkanların adlarına kadar 400 yıllık Osmanlı izlerine tamamıyla sahip çıkmış Nablus halkı.

Zafer Cami’si ile yolculuğumuza başlayalım.

Zafer Caddesindeyiz. Arkada görünen yeşil kubbeli cami Al-Nasar Mosque (Nasar Arapça’da zafer demek , Zafer Camisi). 

M.S. 638’de Önder Amr Ibn Al As tarafından inşa edildi.

M.S. 1099’da haçlılar Filistin’i işgal ettiğinde bu camiyi kiliseye çevirdiler.

M.S. 1185 yılında Selahaddin Eyyubi bu toprakları Haçlıların elinden alarak tekrar camiye çevirdi. Selahaddin’in haçlılar üzerindeki büyük zaferinden dolayı adı ‘Zafer Cami’ olarak kaldı.
Saat Kulesi

Zafer Camii’sinin hemen yanında bir saat kulesi var. Kulenin üzerinde bir Osmanlı sembolü bulunuyor. Sembolün altında Sultan Abdulhamit’i öven bir de şiir yer alıyor.

Zafer Camii’sinden şimdi Ulu Cami’ye gidiyoruz. İsmini Selahaddin Eyyubi komutasındaki Eyyübilerin Haçlı krallığını mağlup ettiği Hıttın Muharebesinden alan, tarihi Hıttın Caddesi’ndeyiz.

Ulu Cami içerisindeki Allah’ın 99 ismi Sultan Abdülhamid tarafından yapılmış. O zamandan bugüne orjinalliğini koruyor.

Ulu Cami’den Hanbeli Cami’sine geçiyoruz. Yol üzerinde yeni bir tarihi durak daha👇

Hanbeli Cami : 11. yüzyılda inşa edilen bu cami sadece Hanbeli mensuplarına özgü. O yüzden biz de içeriye izin alarak girdik.

Son olarak Yeşil Cami 👇

Yeşil cami ; Hz. Ömer tarafından yapılan bu cami haçlı istilası sonrası kiliseye çevriliyor. Selahaddin Eyyübi Haçlıların hakimiyetini sonlandırıp burayı tekrar aldığında, kiliseyi tekrar eski haline, camiye çeviriyor.
Uzun yıllar cami olarak kullanılan bu eser, 2002 yılında 2.intifada Israilli askerler tarafından hasara uğratılıyor. Imam ve gönüllüler tarafından tekrar restore edilen bu tarihi cami bugün Nablus’un en kıymetli yapılarından biri olarak yerini alıyor.

Caminin avlusunda Osmanlı Dönemi’nde yaşamış kaymakamların mezarı bulunuyor.

Her an bir Türk imzasıyla karşılaşabileceğinizi söylemiştim,Tarihi Türk Hamamındayız…

Türk Hamamı : 800 yıldır yaşayan bir tarih bu hamam. Tepede gördüğümüz delikler ve mozaikler , eskiden burada elektrik olmadığından , güneş ışığını her açıdan alabilmek, içerideki ısıyı korumak ve buhar oluşturabilmek için bu şekilde dizayn edilmiş. Burası tarihi özelliğinin yanı sıra Filistinlilerin eğlence ve dinlenme maksadıyla da kullandığı bir mekan olma özelliği taşıyor.

Eski şehrin merkezinde pazar alanları ve birçok dükkan bulunuyor. Kasabanın en ünlü tatlı dükkanlarını da burada bulabilirsiniz. Nablus’a özel künefe ve tamriye tatlısını mutlaka denemenizi tavsiye ederim ama lüks pastaneler hayal etmeyin. Burada kuruyemişçisinden lokantasına kadar her dükkan en az 200 yıllık bir tarihe sahip ve bu tarihi yapıyı korumak için de özellikle lüks dükkanlar oluşturmuyorlar.

Filistin’de nerede, kime sorarsanız sorun Nablus için “Künefenin Başkenti” denir. Yalnız Nablus’ta künefe kadar meşhur ve lezzetli bir tatlı daha var, Tamriye. Filistin’in hicbir yerinde bulamayacağınız sadece Nablus’a özgü bir tatlı.

Kendinize ya da sevdiğiniz birine benzersiz bir hediye arıyorsanız burada çok sayıda hediyelik eşya satan dükkanlar var. Eğer aradığınız daha otantik bir şeyler ise sabun fabrikasını ziyaret etmelisiniz.

Osmanlı Döneminde sabun üretimi yapan bu yer ilerleyen dönemlerde aktara dönüşmüş. Yalnız burası bizim aşina olduğumuz aktarlardan oldukça farklı. 400 yıllık bir geçmişi olan bu atölyenin içerisi turistik bir yer adeta. Iceride 400 yıllık Osmanlı Dönemine ait bir kılıç bulunuyor. 200 yıllık bir terazi ve yine aynı yaştaki aslan başlı koltuklar bu atölyeyenin kıymetli hazineleri olarak kendini gösteriyor.
Keşke buraya kokusunu da ekleyebilseydim.. Filistin’in her yerinde limonun her türü kullanılıyor.Kurusunu et yemeklerinde kullanan Filistinlilerin hemen hepsinin evinin bahçesinde limon ağacı bulunur.

Kitap Önerisi : Sandy Tolan – Limon Ağacı

Nazi zulmünden kurtulmuş Yahudi kızı Delia ve kurtuluşu işgale çevirenlerin zulümüne uğramış Arap genci Beşir’in hikayesini okurken , İsrail-Filistin olaylarının kirli tarafından kopabilmiş tertemiz iki insanı bir arada tutan
Limon Ağacı ile yaşanan ve yaşatılan acılara şahit oluyorsunuz .

Kipse Pilavı ; Arapların geleneksel yemeği olan bu pilavı hayatınızın bir döneminde muhakkak tatmanızı öneririm.
Hayat Nablus Tepesi’nden son kez Nablus’a bakıp şehre veda ediyoruz.

Köşe yazısı tavsiyesi ; İlber Ortaylı-Nablus

Sevgilerimle..

NABLUS” için 8 yorum

Kendininkini ekle

  1. Seninle beraber sokaklarda dolaşmış gibi oldum, çok güzel kaleme dökmüşsün😊🥰 limon ağacı kitabını da okunacaklar listeme ekliyorum🧡🧡

    Liked by 1 kişi

Mediha için bir cevap yazın Cevabı iptal et

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑